Yenilenebilir enerji kaynakları

Yenilenebilir enerji kaynakları

Şubat 13, 2021 0 Yazar: dilimiz

Dünya, doğal kaynakları hızla tükenirken, artan nüfus sebebiyle çok büyük bir enerji ihtiyacıyla karşı karşıyadır. Dünya’nın en büyük enerji kaynağını petrol, kömür gibi fosil yakıtlar oluşturmaktadır. Fosil yakıtlar bitki, hayvan, dinozor gibi canlıların atıklarının milyonlarca yıl boyunca toprak altında kalması sonucu basınç etkisiyle oluşmuştur. Oluşmaları oldukça uzun bir süre aldığı ve tüketimleri de çok daha hızlı şekilde gerçekleştiği için bu yakıtlar yenilenemez enerji kaynakları olarak nitelendirilir. Bilim insanları enerji tüketiminde bu hızla devam edilirse fosil yakıtların 50 sene gibi kısa bir sürede tükeneceğini öngörmektedirler.

Fosil kaynaklar azalmasının yanı sıra yakılmaları sonucunda çevreye de zarar vermektedir. Kömür, petrol ve doğalgaz santrallerinin kuruldukları bölgede yerel olarak tahribatları yanında küresel olarak tüm dünyayı tehdit eden etkileri de bulunmaktadır. Fosil yakıtlar yakıldığında atmosfere yayılan karbon dioksit, kükürtdioksit, azot oksit, toz ve kurum yakın çevreyi kirletip ölümlere yol açarken, karbondioksit ve benzeri sera gazları küresel iklim değişikliğine yol açmakta ve tüm dünya ülkelerinde yaşamı tehdit etmektedir. Kısacası hava, su ve toprak kirliliğine sebep olan fosil yakıtların yerine daha çevreci ve sürdürülebilir olan enerji kaynakları tercih edilmektedir. Gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için de tüm enerji süreçlerini daha sürdürülebilir bir hale getirmek gerekmektedir. Sürdürülebilir enerji, enerji ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli olan kaynakları tehlikeye atmadan üretilen enerjiye denir. Bunun için en geçerli yöntem de yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmaktır.

Yenilenebilir Enerji Kaynakları Belgeseli: Katı Metan, Rüzgar, Gel-Git, Güneş

Yenilenebilir enerji nedir? Kaynakları nelerdir?

Yenilenebilir enerji; üretimi için sürekli devam eden doğal süreçlerden faydalanan, üretim için kullandığı kaynakların tükenme hızından çok daha kısa sürede kendini yenileyebilen enerjidir. Bu kaynaklar doğal süreçlerle ortaya çıktığından çevre üzerinde yarattığı etkiler önemsiz bir seviyede kalmaktadır.

Yenilenebilir enerji kaynakları kısaca aşağıdaki gibi sıralanabilir;

  1. Güneş Enerjisi
  2. Rüzgâr enerjisi
  3. Jeotermal enerji
  4. Hidrolik enerji
  5. Dalga enerjisi
  6. Biyokütle enerjisi

Şimdi bu yenilenebilir enerji kaynaklarına detaylı bakalım;

1) Güneş Enerjisi

Güneş tüm enerjilerin kaynağıdır. Dünya’daki hayatın temeli de yine Güneş enerjisine dayanır. Konut, endüstri ve özel alanlarda sıcak su ihtiyacının karşılanması, ısıtma, kurutma ve tuzlu sudan tatlı su elde edilmesi gibi alanlarda Güneş enerjisinden yararlanılır. Oluşturulan Güneş pilleri, Güneş panelleri ışık enerjisini soğurarak elektrik enerjisine dönüştürür.

2) Rüzgâr enerjisi

Rüzgârın hareket enerjisinden yararlanılarak yapılan rüzgâr jeneratörleri ile elektrik enerjisi üretilmektedir. Rüzgâr enerjisinin en üstün yanı rüzgârın bir maliyetinin olmaması ve temiz olmasıdır. Bu nedenle de çevreye herhangi bir olumsuz etkisi olmamaktadır. Bir rüzgâr jeneratörü bir evin, okulun hatta bir köyün elektrik enerjisini karşılayabilir. Son yıllarda rüzgar türbinlerinin yüksekliği 95 m’ye çıkarılarak ve santralleri karalar yerine kıyıya yakın denizlere kurarak rüzgar enerjisinden yararlanmada önemli bir artış sağlanmıştır.

3) Jeotermal enerji

Yerkabuğunun çeşitli derinliklerinde birikmiş ısının oluşturduğu, kimyasallar içeren sıcak su ve buharı farklı alanlarda kullanılmaktadır. Jeotermal buharın gücü ile elektrik üretimi de yapılabilmekte kaplıca suyu olarak da turizm alanında yararlanılmaktadır. Ayrıca konutların ve seraların ısıtılması, dokuma sanayisi, konservecilik gibi birçok alanda kullanılır. Jeotermal enerji kullanımı çevreye ve atmosfere atık madde verilmesine sebep olmaz.

4) Hidrolik enerji

Hidroelektrik enerjisi üretimi için akan suyun gücü kullanılır. Suyun akış gücü, bir akarsudan elde edilecek enerji miktarını belirler. Suyun akışının oluşturduğu hareket enerji su kanalları vasıtasıyla türbinlere iletilir. Suyun türbinlerin pervanelerini döndürmesiyle elektrik enerjisi elde edilir. Özellikle yüksekliğin fazla olduğu yerlerde suyun akış hızı da fazla olacağından buralar hidroelektrik enerji üretimi için idealdir.

5) Dalga enerjisi

Su kökenli diğer yenilenebilen enerji kaynağı da deniz dalgalarıdır. Deniz dalgaları 3 – 4 m yüksekliğe kadar ulaşmakta ve dalga cephesinin her genişliği belli bir enerjiye sahip bulunmaktadır. Dalga enerjisi direk olarak dalga yüzeyinden veya yüzey altındaki dalga basınçlarından elde edilir. Dalgalar deniz veya okyanusların yüzeyinde esen rüzgârlar tarafından üretilir. Dalga enerji teknolojileri kıyıda, kıyıdan biraz uzakta ve açık denizde kurulmak için tasarlanmıştır. Denizden biraz uzakta kurulacak sistemler suyun 40 metreden fazla derinine yerleştirilir.

İngiltere’de bu konuda birbirinden ayrılan enerji şamandırası ve enerji salı gibi tesisatlar geliştirilmiş bulunmaktadır. Bu enerji şamandıraları ve salları sahilin önüne demirlemektedir. Su altından karaya kadar giden bağlama halatı aynı zamanda akım kablosu görevini yapmaktadır. Dalgalı deniz nedeni ile dönen enerji şamandıraları, kendi sallanma hareketleri ile jeneratörü harekete geçirmektedir. Sallarda ise jeneratörü salın eğilip bükülen kısımlarının hareketleri çalıştırmaktadır. Japonya’da ise sahilde demirleyen fener gemisinin dalgalı denizde salınım hareketlerinden jeneratörün çalışmasında faydalanılmaktadır.

6) Biyokütle enerjisi

Her türlü organik atıktan, orman ve orman ürünleri atıklarından, tarımsal ürün ve atıklarından, hayvansal ve bitkisel atıklardan elde edilebilir. Saman, odun ve tezek ülkemizde hala kullanılan biyokütle çeşitlerindendir.

Biyokütleden enerji elde edilebilmesi ya doğrudan doğruya yakılarak ya da sıvı ve gaz ikinci derecede yanıcı maddelerin elde edilmesi suretiyle olmaktadır. Bitki ve hayvan atıkları belirli güç santrallerinde toplanır. Toplanan atıklar santralin çukuruna boşaltılarak yakılır. Bu yanma sonucu ortaya çıkan gazlar çeşitli işlemlerden geçirilerek elektrik enerjisi elde etmek için kullanılır. Bir diğer yol ise; atık ve kalıntıları bekletme tankları denilen özel ortamlarda çürümeye bırakmaktır. Bu tanklarda zamanla çürüyen maddelerden metan gazı çıkar. Bu gaz toplanarak ısıtma amaçlı kullanılır. Aynı yöntem hayvanların dışkılarında da kullanılır.

Tüm bu enerji kaynakları fosil yakıtlar gibi yenilenemez olmasa da tıpkı onlar gibi sınırlı durumdadır. Dünya nüfusu büyük bir hızla artarken ve insanoğlu yeryüzünün kaynaklarını bu hızla tüketirken hiçbir kaynak bu yok oluştan kurtulamaz. Konut yapımı ve yakıt eldesi için ağaçların kesilmesi ormansızlığa sebep olacaktır. Ormanların yok olması zamanla temiz havanın yok olmasına sebep olacaktır. Suyu ve toprağı tutan, erozyonu önleyen ağaçların yok olması zamanla toprakların verimsizliğine çorak ve kurak arazilerin varlığına sebep olacaktır. Çorak arazilerde suyun azlığı da kaçınılmazdır. Ayrıca küresel ısınma, mevsim normallerinin farklı seyretmesi de zamanla kuraklık ve kıtlığa sebep olabilir. Su döngüsü, buharlaşma olayları azalacak ve dünyanın doğal dengesi bozulacaktır. Tüm bunlar bize yenilenebilir enerji kaynaklarının yenilenebilir olsa da sınırsız olmadığını göstermektedir.

Çevre dostu uygulamalar

Modern hayatın getirdiği hızlılık, fastfood (hızlı yemek) kültürü, doğal kaynakların hızlı tüketimi insanoğlunun hep daha iyisini ve daha fazlasını arama isteği, teknolojinin ilerlemesi, kullanılan elektronik aletlerin her gün yeni bir sürümünün piyasaya çıkması… Baş döndürücü bir hızla insanı doğadan koparmıştır. Modern hayat her ne kadar hayatımızı kolaylaştırdıysa da bir o kadar olumsuzluğu da beraberinde getirmiştir. Stres, hastalıklar, doğanın yok edilişi ve yok oluşu bu olumsuzlukların başında sayılabilir. Gıda üretiminde daha çabuk ve daha çok üretim almak isteyen insanoğlu GDO’lu (Genetiği değiştirilmiş organizma) besinleri de hayatımıza katmıştır. Kemikleri gelişmeden bir anda kasları gelişip şişmanlayan tavuklar, henüz olgunlaşmadan kıpkırmızı olan domates ve meyveler…. Daha yüzlerce ürün, kullanılan hormonlar sayesinde mevsim dışı bile olsa tezgâhlarda, raflarda satışa sunulmaktadır.

Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitliliği ve potansiyeli bakımından zengin bir ülkedir. Ülkemiz, birçok ülkede bulunmayan jeotermal enerjide dünya potansiyelinin %8 ’ine sahiptir. Ayrıca coğrafi konumu nedeniyle büyük oranda Güneş enerjisi almaktadır. Türkiye, hidrolik enerji potansiyeli açısından da dünyanın sayılı ülkelerindendir. Rüzgâr enerjisi potansiyeli de oldukça yüksektir. Bu enerji kaynaklarının maliyetleri oldukça azdır ve fosil yakıtların aksine çevre ve insan sağlığı için önemli bir tehdit oluşturmazlar.

İşin güzel tarafı Dünya’nın bu gidişatından rahatsızlık duyan ve bu gidişe dur demek isteyen insanların da olmasıdır. Bu insanlar sakin şehir, yavaş yemek ve organik tarım gibi çevre dostu uygulamalar ile Dünya’nın daha yaşanabilir olması için çabalamaktadırlar.

Bu uygulamaları daha önce duymamış olabilirsiniz ancak bu hareketlerin kökü yaklaşık olarak 80’li yıllara dayanmaktadır.

Yavaş yemek hareketi hızlı yemek kültürüne tepki olarak doğmuştur. Amaç geçmişten gelen yerel ve geleneksel lezzetleri korumak, bu eşsiz lezzetlerin tadını doya doya çıkarmak ve gelecek kuşaklara aktarmaktır. Yavaş yemek kültürü zamanla sakin şehir hareketini doğurmuştur.

Sakin şehir tanımı, doğa ve kültür değerlerini koruyan, el işlerinden mutfağa geleneksel özelliklerini yaşatan, modern dünyanın hız saplantısına inat sakin kalmayı tercih eden yerleri ifade etmektedir. Nüfusu 50000’in altında olan çevre, altyapı, tarım, turizm, sosyal uyum, kentsel yaşam kalitesi gibi belirli kriterlere sahip olan şehirler sakin şehir olarak kabul görmektedir. Sakin şehir kavramı Dünya’da cittaslow adıyla bilinmekte ve kendine amblem olarak Dünya’nın en yavaş hayvanlarından olan salyangoz resmini seçmiştir.

Organik tarım ise insan sağlığına ve çevreye zarar vermeyen ve üretimde kimyasal madde kullanılmayan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü olan tarımsal üretim biçimidir. Amaç doğal dengeyi gözeterek hava ve su gibi yaşamsal kaynakların ve doğal hayatın korunmasıdır. Bir ürünün üzerinde organik tarım etiketi bulunması onun organik tarım ürünü olduğunu anlamamız için yeterli değildir. Bu tarım modelinin her aşaması kontrollü ve sertifikalı olduğu için ürünün aynı zamanda uluslararası sertifikaya da sahip olması gerekir.

Tüm bu uygulamalar insanların kendi sağlıklarını ön planda tutarak, çevre kirliliğini kontrol altına almaları konusunda bilinçlenmelerini sağlıyor. Bu doğrultuda, çöp toplama saatlerinden ilaçlamaya, yerel üreticilerin desteklenmesinden alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvik edilmesine, tarımda bitki nöbetleşmesine kadar birçok konuda gerekli önemler alınmasını öngörüyor.

Bizler de ne yediğimizden emin olmak, sağlıklı beslenmek, biyoçeşitliliğimizi korumak, yerel gıda sistemlerimizi desteklemek ve gerçek gıdaya erişimi sağlamak için bu tür uygulamalara destek olabiliriz.