Türkiye’nin Ekonomik Kaynakları Nelerdir?

Türkiye’nin Ekonomik Kaynakları Nelerdir?

Türkiye’nin ekonomik kaynaklarını beşeri kaynaklar, sermaye ve teknoloji ile doğal kaynaklar biçiminde incelemek mümkündür.

Beşeri Kaynakları

Bir ülkenin beşeri kaynakları nüfusudur. Nüfus, sınırları belirli bir alanda yaşayan insan sayısıdır. Bu alan, ülkenin tamamı olabileceği gibi bölge, il, ilçe, köy veya konut gibi daha dar alanlar da olabilmektedir. Nüfusu ve çeşitli özelliklerini saptamak amacıyla yapılan sayım işlemine nüfus sayımı denir. Nüfus sayımı pek çok ülkede belirli aralıklarla gerçekleştirilir. Sayım sonucu o ülke ya da bölgede yaşayan insanların doğum tarihi, doğum yeri, yaşı, cinsiyeti, eğitim düzeyleri, meslekleri ve medeni durumları gibi nüfusa ilişkin bilgiler elde edilir.

2016 Yılı İtibariyle Ülkemizin Beşeri Kaynakları

Türkiye İstatistik Kurumundan (TÜİK) alınan verilere göre belirlenmiştir.

  • 31 Aralık 2016 tarihi itibarıyla Türkiye nüfusu 79.814.871 kişidir.
  • Yıllık nüfus artış hızı ‰13,5’tir.
  • Nüfusun 40.043.650’sini erkek, 39.771.221’ini ise kadınlar oluşturmaktadır.
  • Ülke nüfusunun %92,3’ü il ve ilçe merkezlerinde yaşamaktadır. Belde ve köylerde ikamet edenlerin oranı ise %7,7’dir.
  • Nüfusun %18,5’i İstanbul’da ikamet etmektedir. İstanbul’da 14.804.116 kişi ikamet etmektedir. Bunu sırasıyla 5 milyon 346 bin 518 kişi ile Ankara, 4 milyon 223 bin 545 kişi ile İzmir, 2 milyon 901 bin 396 kişi ile Bursa ve 2 milyon 328 bin 555 kişi ile Antalya takip etmektedir. Ülkemizde en az nüfusa sahip olan Tunceli ilinde ikamet eden kişi sayısı 82 bin 193 kişidir.
  • Nüfusun %23,7’si 14 yaşından küçüktür. 15-64 yaş arası nüfus oranı %68’dir. 65 yaş üstü nüfus oranı ise %8’3’tür.

Sermaye ve Teknoloji

Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi ve zenginliği teknolojik gelişmişliği ve sermaye birikimi ile ölçülür. Sermaye birikimi ülkede yapılan yatırımların tamamını kapsar. Örneğin elektrik santralleri, barajlar, fabrikalar, yollar, sağlık ve eğitim tesislerinin her biri birer yatırımdır.

Türkiye 1980’li yıllara kadar içe dönük bir sanayileşme stratejisi uygulamıştır. 1970’lerin sonunda ortaya çıkan ödemeler bilançosu problemleri dış ticaret ve sermaye bilançosunun serbestleştirmesine dönük reformların yapılması sonucunu doğurmuştur. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının Mayıs 2013 yılı finansal istikrar raporuna göre bankacılık sektörü Türkiye’nin finans sektörünün %87,4’ünü oluşturmaktadır.

Türkiye’nin öncü sektörlerinden olan inşaat sektörü de son yıllarda oldukça gelişmiştir. Bunun yanında bilim ve teknoloji alanında belirli bir politika izleme arayışı ve ilk politika oluşumları planlı dönemle birlikte başlamıştır.

I. Beş Yıllık Kalkınma Planı, bugünkü adıyla Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Kurumunun (TÜBİTAK) kurulmasını ve bu alanda izlenecek politikaların ana hatlarını da belirlemiştir.

TÜBİTAK’ın 1963 yılında kurulması özellikle bilim ve teknoloji politikalarının gelişiminde itici faktör olarak yer almıştır. 1983 yılında Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu (BTYK) kurulmuştur. Bu kurul altı ayda bir toplanarak bilim ve teknoloji alanında kararlar alıp uygulamaya çalışmaktadır.

Doğal Kaynaklar

Doğal kaynakların insan ve toplum yaşamındaki önemi bilinmektedir. Yaşamı fonksiyonel hâle getiren araç ve gereçlerin %99’u doğal kaynaklardan, özellikle de madenlerden sağlanmaktadır.

Toplumların refah ve gelişmişlik düzeyleri ile madencilik faaliyetleri arasında çok yakın bir ilişki bulunmaktadır. İnsanlar ilk çağlardan itibaren madencilik faaliyetlerine ve madenlerden yararlanmaya başlamışlar, bu faaliyetlerin sonucunda da medeniyetin doğuşunu sağlamışlardır.

Madencilik sektörüne genel olarak bakıldığında; Cumhuriyetin ilanını izleyen dönemde sağlanan önemli ilerlemelere rağmen, madenciliğin ülke ekonomisi içindeki yeri sınırlı düzeyde kalmıştır. Türkiye, bor ve linyite ilave olarak; mermer, trona, barit, krom gibi madenler açısından dikkate değer rezervlere sahiptir. Türkiye’de halen 50’nin üzerinde madenin üretimi yapılmaktadır.

T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından alınan verilere göre Türkiye’nin enerji alanındaki başlıca doğal kaynaklarını hidrolik enerji ve linyit oluşturmaktadır. Yine Bakanlık tarafından açıklanan bilgilere göre Türkiye’nin başlıca doğal kaynakları aşağıdaki gibidir:

Türkiye’nin Başlıca Doğal Kaynakları

Hidrolik

Türkiye’nin teknik olarak değerlendirilebilir hidrolik enerji potansiyeli 216 milyar kilovattır ve bunun 140 milyar kilovatı ekonomik olarak değerlendirilebilir durumdadır. Halen bu potansiyelin %34,8’i değerlendirilmiştir.

Linyit ve Taşkömürü

2012 yılı satılabilir kömür üretimi; 68,1 milyon ton linyit, 2,3 milyon ton taş kömürü ve 1 milyon ton asfaltit olmak üzere toplam 71,4 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.

Ham Petrol ve Doğal Gaz

Türkiye’de her geçen gün artan petrol ve doğal gaz ihtiyacının yurt içi kaynaklardan karşılanması yönündeki faaliyetler kapsamında, özellikle Karadeniz ve Akdeniz’deki deniz alanlarında çalışmalar yapılmaktadır.

Son yıllarda deniz sondaj teknolojisindeki gelişmelerin, arama ve üretim imkanlarını ortaya çıkarması ile sismik saha çalışmaları yapılmış, bölgenin hidrokarbon potansiyeli hakkında önemli bulgular elde edilmiştir.

2012 yılında toplam 2,3 milyon ton petrol üretilmiş olup, günümüze kadar toplam 140,2 milyon ton petrol üretimi gerçekleştirilmiştir. 2012 yılı sonu itibari ile kalan üretilebilir doğalgaz rezervi 6,8 milyar m³’tür.

Jeotermal

Türkiye, Alp-Himalaya kuşağı üzerinde yer aldığından oldukça yüksek jeotermal potansiyele sahip olan bir ülkedir. Ülkemizin jeotermal potansiyeli teorik olarak 31.500 megavattır. Ülkemizde potansiyel oluşturan alanların %79’u Batı Anadolu’da, %8,5’i Orta Anadolu’da, %7,5’i Marmara Bölgesinde, %4,5’i Doğu Anadolu’da ve %0,5’i diğer bölgelerde yer almaktadır.

Jeotermal kaynaklarımızın %94’ü düşük ve orta sıcaklıklı olup doğrudan uygulamalar (ısıtma, termal turizm, mineral eldesi vb.) için uygun olup, %6’sı ise dolaylı uygulamalar (elektrik enerjisi üretimi) için uygundur.Türkiye dünyadaki jeotermal ısı kullanımı ve kaplıca uygulamalarında, Çin, Japonya, ABD ve İzlanda’nın ardından 5. sırada gelmektedir.

Güneş

Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğünce hazırlanan, Türkiye’nin Güneş Enerjisi Potansiyeli Atlasına (GEPA) göre yıllık toplam güneşlenme süresi 2.737 saat (günlük toplam 7,5 saat) olduğu tespit edilmiştir.

Türkiye toprakları çeşitli verimlilikte olup bunlar üretim, çayır, mera, ormancılık ve su ürünleri üretiminde değerlendirilmektedir. Ülkemiz hayvancılık yönünden de oldukça zengindir. Ayrıca değişik iklim türlerine sahip olması nedeniyle bu çeşitlilikten hem üretim hem de turizm alanında yararlanmaktadır.

Oy
Konuyu Değerlendir