Toplumsal tabakalaşma ve Türkiye’de toplumsal tabakalaşma

Toplumsal tabakalaşma ve Türkiye’de toplumsal tabakalaşma

Mayıs 23, 2021 0 Yazar: dilimiz

Hemen her toplumda prestijin, gücün ve zenginliğin adaletli bir biçimde dağılmadığı gözlemlenebilir. Bazı toplumlarda kimi insanların zengin, kimilerinin yoksul olduğu; kimilerinin toplum içindeki saygınlığının ve gücünün daha fazla, kimilerinin ise daha az olduğu açıktır. Toplumun bir prestij ve iktidar hiyerarşisi oluşturacak biçimde sınıflara ya da katmanlara ayrılması toplumsal tabakalaşma kavramıyla açıklanabilir.

1- Toplumsal tabakalaşma ve temel kavramlar

Toplumdaki çeşitli kesimler arasındaki sosyal, ekonomik ve siyasal güç farklılıklarını anlayabilmek için toplumsal tabaka ve toplumsal tabakalaşma kavramlarının, ayrıca toplumsal tabakalaşma yapılarının açıklanması gerekir.

A. Toplumsal Tabaka

Tabaka, jeolojiden alınmış bir kavram olup her toplumda mevcuttur. Bilindiği gibi yeryüzü farklı kaya katmanlarından/tabakalarından oluşmaktadır. Ancak toplumsal tabakalar, kayalarda olduğu gibi cansız değildir. Onlar birlikte hareket eden, bilinçli insan gruplarıdır. Kayalarda olduğu gibi toplumsal tabakaların da bir bölünme ve parçalanma tarihi vardır. Ayrıca onlar, belirli yapısal değişmeleri yaşayabilir ve aşağıdan yukarıya çıkmış yeni tabakalarla da temas hâlinde olabilir.

Toplumsal tabaka toplumlarda benzer avantaj ve dezavantajlara sahip grupları ifade eder. Her toplum farklı tabakalardan oluşmaktadır. Sosyoloji, tabakaları yaratan ve yaygınlaştıran toplumsal etkenlerin neler olduğuna, toplumsal tabakaların üyeleri arasında ne tür etkileşimler yarattığına odaklanır. Bu yönüyle gelir, eğitim, yaş, cinsiyet, din, etnik köken gibi faktörler toplumsal tabakaların ortaya çıkmasında etkilidir.

B. Toplumsal Tabakalaşma

Toplumsal tabakalaşma, içine kişilerin yerleştirildiği bir yatay tabakanın varlığını gösterir. Her tabaka bir diğeriyle ilişki içinde kavramsallaştırılır. Hemen her toplumda tabakalaşmanın varlığını görmekteyiz. Diğer bir deyişle insanları derecelendiren veya onları rütbelendiren bir sistemin bulunduğuna tanık olmaktayız. Bu rütbeleme veya derecelendirme sistemi içerisinde daha fazla güce ve zenginliğe sahip olan insanlar üst tabakaların üyeleri olarak nitelendirilir. Bazı insanlar ise daha az güce, mal ve mülke sahip olduklarından daha alt tabakaların üyeleri olarak nitelendirilir.

Toplumların tabakalaşma yapısı, toplumsal tabakalaşma piramidi ile daha kolay açıklanabilir. Toplumsal tabakalaşmanın piramitle açıklanması, nüfusun farklı kesimlerinin toplumun toplam nüfusu içinde kapladığı alanla ve hiyerarşik yapıdaki konumuyla ilişkilidir. Buna göre alt tabaka, orta tabaka ve üst tabaka olmak üzere üç temel toplumsal tabaka vardır. Toplumların gelişmişlik düzeyine göre gelişmemiş, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerin tabaka yapıları birbirinden farklıdır.

Az gelişmiş ülkelerde toplum nüfusunun yoksul kesimleri piramidin tabanı gibi geniş bir alanı kaplar ve kalabalıktır. Orta tabaka nüfusu, genellikle alt tabakaya göre daha dar bir alanı kaplar yani alt tabakaya göre daha az insan bu tabakada yer alır. Üst tabaka ise piramidin tepe kısmını ifade eder ve nüfusun çok az bir kısmı burada yer alır. Bu toplumlarda sosyal ve ekonomik eşitsizlikler fazladır. Kişi başına düşen millî gelir ve yaşam standardı düşüktür.

Gelişmekte olan ülkelerde alt tabaka yine en fazla nüfusu barındıran tabaka olmakla birlikte orta tabaka nüfusu az gelişmiş ülkelere göre daha geniş bir yer tutar. Orta tabakanın daha geniş bir yer tutması; az gelişmiş toplumlara göre eşitsizliklerin daha az, millî gelirin ve yaşam standartlarının ise daha yüksek olduğunun göstergesidir.

Gelişmiş ülkelerin tabakalaşma piramidinin ise alt ve üst ucu sivri, ortası şişkindir. Bu durum, bu ülkelerde çok zengin ve çok yoksul olanların oranının az olduğunu, toplum nüfusunun büyük bir kısmının orta gelir düzeyinde olduğunu gösterir. Sanayileşmiş toplumları ifade eden bu tabakalaşma yapısına sahip ülkelerde millî gelir ve yaşam standartları yüksektir.

Aşağıda toplumların gelişmişlik düzeyine göre oluşan üç tabakalaşma piramidine yer verilmiştir:

Üst Tabaka
Orta Tabaka
Alt Tabaka
Az gelişmiş ülkeler
Az gelişmiş ülkeler
Üst Tabaka
Orta Tabaka
Alt Tabaka
Gelişmekte olan ülkeler
Gelişmekte olan ülkeler
Üst Tabaka
Orta Tabaka
Alt Tabaka
Gelişmiş ülkeler
Gelişmiş ülkeler

2- Tarihsel bakımdan toplumsal tabakalaşma sistemleri

Dünyada farklı biçimlerde ortaya çıkan tabakalaşma sistemleri bulunur. Bunlar mal mülk sahipliğinden politik güce, ırka, konuşulan lisana, prestije hatta cinsiyete göre farklılık taşımaktadır. Ancak sosyal bilimciler toplumsal tabakalaşmada dört ana tipe dayanan bir ayrım yaparlar. Bunların başlıcaları kölelik, kast, zümre ve toplumsal sınıf sistemleridir. Sözü edilenlerden kölelik ve kast sistemleri kapalı sistemlerdir. Bu sistemlerde, bir kimsenin doğumuyla birlikte sahip olduğu toplumsal konumu onun bütün yaşamını etkilemektedir. Zümre, yarı kapalı bir tabakalaşma sistemidir. Sınıf sistemi ise açık tabakalaşma sistemi olarak görülür. Çünkü bireyin içinde bulunduğu toplumsal pozisyonu, sosyal hareketlilik sayesinde değiştirme imkânı vardır.

A. Kapalı Tabakalaşma (Kast Sistemi)

Hindistan’da kökleri binlerce yıl öncesine giden bir tabakalaşma sistemi olan kast sistemi, bireylerin bütünüyle ırk, din veya diğer doğuştan kazanılan özelliklerine göre ayrımını esas alır. Bir diğer ifade ile bireyler doğumla bir kasta girer ve genellikle yaşam boyu oradan ayrılmazlar. Bu sisteme göre Hint toplumu dört ana kast grubuna ayrılmıştır. Kast sisteminin en üstünde yönetici sınıf olan “brahmanlar” (rahipler) yer alır. Onların altında ise savaşçı “kahatriyaslar” bulunur. Üçüncü kast grubunu oluşturan “vaisyaslar” zanaatkâr ve tüccarlardır. Dördüncüsü ise işçi ve köylülerden oluşan “sudralar”dır. Bir de toplumsal sınıfların dışında kalan, temel haklardan dahi yoksun olan “paryalar” vardır.

B. Yarı Kapalı Tabakalaşma (Zümre Sistemi)

Toplumsal tabakalaşmanın zümreye bağlı olarak belirlenmesi, Avrupa’da feodalite zamanında görülmüştür. Bu sistem farklı gruplar arasında karşılıklı hak ve sorumluluklar üzerinde kurulmuş bir sistemdir. Orta Çağ Avrupa’sında bu sistemde üç temel zümre grubu vardır. Birincisi en üstte bulunan krala bağlı asiller, toprak sahipleri ve derebeyleridir. İkinci zümre kiliseye bağlı din adamları ve şövalyelerden oluşur. Üçüncü zümrenin ise büyük çoğunluğu toprak sahipleri için çalışan köylülerden, zanaatkârlardan, küçük ticaret erbabından ve alt düzeydeki din adamlarından oluşur. Bu sistemde kast ve kölelik sisteminden farklı olarak bir dereceye kadar, tabakalar arası evlilik yoluyla veya bireysel olarak toplumda güven kazanan bir kişinin tabakalar arasında geçişler yapabilmesi olanaklıdır.

C. Açık Tabakalaşma (Sınıf Tabakalaşması)

Sosyal sınıf, genel olarak ekonomik kaynaklara aynı mesafede olan, üyelerin siyasi ve toplumsal yaşam tarzlarını, tercihlerini belirleyen büyük bir topluluk kesiti olarak tanımlanır. Sınıf temelli tabakalaşma sistemi, diğer tüm toplumsal tabakalaşma sistemlerinden farklı olarak kişinin doğuştan sahip olduğu statüyü değiştirebileceği, bunu da kendi yetenekleri ve kazanımları ile yapabileceği için değişime ve dinamizme en açık sistem olarak tanımlanır. Bir kişinin ait olduğu sosyal sınıf, bir yandan doğuştan sahip olduğu sosyal konuma diğer yandan bireysel çabasına bağlıdır. Bu sistemde tabakalar arası yukarı ve aşağı, dikey ve yatay toplumsal hareketlilik daha olasıdır.

3- Türk toplumunda toplumsal tabakalaşma

Genel olarak değerlendirildiğinde, Türkiye’de tarihsel süreçte toplumsal tabakalaşmada belirleyici olan unsurun özgür ve köle ayrımı, kastlar, feodalite ve zümreler, işçi ve işveren ayrımına dayalı sınıf keskinliği olduğu söylenemez. Osmanlı Devleti’nde halk, yönetici sınıf ve reaya olarak iki sosyal gruptan oluşmakla birlikte bu farklılaşmanın Batı’da ortaya çıkan sınıf kavramından farklı olduğu açıktır. Osmanlı Devleti de kendisinden önceki Türk devletleri gibi aynı toplumsal tabakalaşmayı benimseyerek Müslüman-gayrimüslim ayrımı yapmaksızın halkı yönetici sınıf ve reaya olmak üzere ikiye ayırmıştır. Osmanlının siyasi ve sosyal yapısını karakterize eden bu ayrım Avrupa’da o dönemde mevcut olan sınıf kavramından tamamen farklıdır. Yönetici sınıfa genel olarak “askerî” denmiştir. Askerî terimi yalnızca ordu mensuplarına karşılık olarak kullanılmamış, tüm yönetici sınıfı kapsamıştır. Askerî sınıf üç ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar: seyfiye (yönetim ve askerlik işlerinden sorumlu kişiler), ilmiye (eğitimle ve adalet işleriyle uğraşan görevliler), kalemiyedir (bürokratlar ve memurlar). Osmanlı Devleti’nde yönetici sınıfın dışında kalan tüm tebaa “reaya” olarak kabul edilmiştir. Yalnızca kırsal kesimde yaşayıp tarımsal üretim yapan halk reaya değildir. Kasaba ve şehirlerde oturan, ticaret ve sanayi ile uğraşan kişilerle göçebelerin de reaya sınıfına dâhil oldukları düşünülmüştür. Böylece Osmanlı Devleti’nde reaya sınıfı, farklı üretim alanlarını ve gelir gruplarını içine alan, geniş bir coğrafyaya yayılan çok renkli bir yelpaze görünümündedir.

Cumhuriyetin kurulma sürecinden 1950 yılına kadar tek parti iktidarı yönetimi var olmuş, bu bağlamda yine cumhuriyet kadroları, askerî ve sivil bürokrasi eliti olarak modernleşme ve yönetim süreçlerinde belirleyici olmuştur. 1950 yılından itibaren çok partili demokrasi deneyimleri, sanayileşme ve kentleşme gibi süreçler toplumda farklılaşmaların artmasını, sermaye sahipliğinin genişlemesini beraberinde getirmiştir. Özellikle 1960 sonrasında sanayileşme hamleleri, işçi sınıfının gelişmesini, sınıfa dayalı örgütlenmelerin de güçlenmesini sağlamıştır. Bu gelişmelerle birlikte modern/endüstriyel toplumlarda olduğu gibi gelişmekte olan Türkiye’nin de açık toplum yapısına doğru evrildiği, yani toplumsal tabakalar arasındaki hareketliliğin kapalı toplumlardan daha yüksek düzeyde gerçekleştiği söylenebilir.

Kaynak: 12. Sınıf Sosyoloji ders kitabı