Temel kültürel süreçler

Temel kültürel süreçler

Haziran 22, 2021 0 Yazar: dilimiz

Kültürün yaşanmasına, kültürel sürekliliğin sağlanmasına ve kültürel değişime aracılık eden birtakım kültürel süreçlerden söz etmek mümkündür. Popüler kültür, baskın kültür, kültür şoku, kültür emperyalizmi, kültürlenme, kültürleşme ve kültürel yozlaşma temel kültürel süreçlerdir.

1) Popüler kültür

Toplumun elitlerini diğerlerinden ayırt etmeye yarayan kültürel örüntüler seçkin/yüksek kültür kavramıyla ifade edilirken geniş kitlelerin arasında yaygın olan kültürel örüntüler popüler kültür kavramıyla ifade edilmektedir. Popüler kültür, kitle iletişim araçları aracılığıyla dünyanın birçok yerine yayılmış ürünleri, bunların halk nezdindeki anlamlarını ifade eder. Dünyanın pek çok ülkesinde takip edilen şarkıcılar, sinema oyuncuları, çizgi film karakterleri, en çok okunan kitaplar, moda ürünleri genellikle Batı kültürünün ürünleridir. Bunların etkisi aynı zamanda ulusal sınırları aşan, özellikle kitle iletişim araçlarının etkisiyle dünyanın pek çok ülkesine ulaşan ve yaygınlaşan bir özellik gösterir. Dünyada etkili olan bir popüler kültür endüstrisi olmakla birlikte toplumların kendine özgü popüler kültüründen de söz edilebilir. Türkiye’de çok izlenen yerli televizyon dizileri buna örnektir.

2) Baskın kültür

Baskın kültür, toplum içindeki hâkim grupların sahip olduğu kültürdür. Baskın kültür formu, o toplum içindeki temel kurumlardan en çok desteği alır ve temel inanç sistemlerini oluşturur. Baskın kültür bir toplum içindeki tek kültür olmamakla beraber, toplum içindeki insanlar tarafından o toplumun kültürü olarak inanılan ve çoğunluğun paylaştığı kültürdür. Özellikle gelişmiş toplumlarda tek bir baskın kültürü öne çıkarmak veya onu diğerlerinin etkisinden tamamen uzak tutmak çok zordur. Genellikle orta sınıfın paylaştığı değerler, çeşitli alışkanlıklar ekonomik kaynaklar baskın kültürü oluşturur. Ancak bu kültürün değerlerini paylaşmayan birçok alt kültür de bulunmaktadır.

3) Kültür şoku

Kültür şoku, alışkın olunan kültürden tamamen “Köyden İndim Şehre” filminden bir sahne farklı kültürel kodlara sahip yeni bir ortamda nasıl hareket edileceğinin bilinmemesi durumudur. Başka ülkelere yaşamak ve çalışmak için giden kişilerde / göçmenlerde yoğun olarak görülür. Bu durumun Türkiye’de en bilindik örnekleri 1960’lı yıllardan itibaren köylerden şehirlere ve Almanya’ya çalışmak için göç edenlerin durumunda yaşanmıştır. Bu dönemde yaşanan iç ve dış göçlerle birlikte, köy yaşamından metropol yaşama geçen geniş kitleler, yaşam alışkanlıklarını bilmedikleri bir topluma uyum sağlamakta zorlanmış, nasıl davranacakları konusunda kararsızlık yaşamışlardır.

Yurt Dışında Eğitim ve Kültür Şoku

Türkiye’den yurt dışına okumaya giden birçok öğrencinin deneyimlerini yorumlayan uzmanlara göre yeni bir dünyanın kapılarını araladıktan sonra oradaki yaşama uyum sağlamak sanıldığı kadar kolay değil. Çünkü o ülkeye adım atıldığı andan itibaren gidilen ülkelerde kişilerin karşısına çıkacak olan farklı gelenekler ve davranış kalıpları karşısında şaşkına dönmemeleri mümkün değil. Sosyal bilimciler bu duruma “kültür şoku” adını veriyor. Kültür şoku, bir insanın yeni bir kültürde yaşamaya verdiği tepki olarak açıklanabilir.

Uzmanlara göre alışmış olduğunuz iklim, yemek, örf ve âdetler, yasa ve kurallar, dil, sosyal değerler özellikle Batı ülkelerinde ülkemizden oldukça farklı. Bu nedenle yeni bir kültürel çevreye girdiğinizde kendinizi şaşkın, gergin ve hayal kırıklığına uğramış hissetmeniz oldukça doğal. Yeni kültüre uyum sağlama süreci belirli duygusal aşamalar içerir. Hayattaki birçok tecrübe gibi bu sürecin de farklı evreleri vardır. Bunların yaşamakta olduğunuz sürecin doğal bir parçası olduğunu anlamak, yeni kültüre uyum sağlamanızı kolaylaştıracaktır.

4) Kültür emperyalizmi

Kültür emperyalizmi kavramı medya ürün ve hizmetlerinin gelişmiş sanayi ülkelerinden üçüncü dünya ülkelerine doğru tek yönlü akışının, bu ülkelerin kültürel değerlerinde bir aşınmaya ve dönüşüme neden olduğu fikrine dayanır. Kültür emperyalizmi, emperyalist denetim sürecinin destekleyici özellikte kültür biçimlerinin ithal edilmesiyle takviye edilip kolaylaştırılmasına işaret etmektedir. Daha çok gelişmiş Batı ülkelerinin televizyonuna, müziğine, yiyeceğine, giysilerine ve filmlerine yer açmak için yerel, popüler ya da geleneksel biçimlerin saf dışı edilmesi veya dilsizleştirilmesi yoluyla dünya kültürünün tek tipleştirilmesi, küreselleşmenin esası olarak görülmüştür ve aslında bu durum kültürel emperyalizme işaret eder.

5) Kültürlenme

Kültürlenme, bireylerin içinde yaşadıkları kültürün gerekliliklerini öğrendikleri, davranış normları ve değer yargılarını edindikleri süreçtir. Örneğin insanlar doğduğu andan itibaren cinsiyet rollerini öğrenir. Bu bakımdan “erkeklik” ve “kadınlık” rolleri, biyolojik özellikler bir kenara bırakılırsa, doğuştan taşınan roller değildir; kültürlenme sürecinde öğrenilen, inşa edilmiş durumlardır. Modern toplumda bireyin kültürlenme süreci çok hızlanmıştır. Günümüzde bireyler hemen her gün okul, televizyon, İnternet gibi pek çok farklı kaynak aracılığıyla yoğun bir biçimde yeniliklerle karşılaşmakta ve bu yeniliklere uyum sağlamaya çalışmaktadır. Bu süreçte bireyi biçimlendiren, sınırlandıran ya da yönlendiren başlıca faktörler akranlar, ebeveynler ve diğer yetişkinlerdir. Kültürlenme bireylerin değer yargılarında ve zihinsel yapılarında değişiklikler meydana getirir.

6) Kültürleşme

Kültürleşme, iki farklı kültürel sistemin arasındaki ilişkiyi ve kültürel alışverişi anlatmak için kullanılır. Bu durum genellikle egemen kültürel sistemin kendine ait değerleri ve anlamları diğerine aktarması, onu “kültürlemesi” olarak gerçekleşir. Kültürleşmede iki farklı kültürün ilişkisi çoğunlukla melez sayılabilecek yeni bir kültürel evren doğurur. Artık bu kültür ne kendi geleneklerine sahiptir ne de egemen kültürün formlarını bütünüyle alabilmiştir. Kültürleşmede egemen kültürün kimi uygulamaları kabul edilirken kendilerine ait aynı duruma karşılık gelen uygulamalar ya kılık değiştirerek yaşamaya devam eder ya da bütünüyle ortadan kalkar. 1960’lardan itibaren ülkemizden pek çok insan Almanya’nın talebi üzerine bu ülkeye işçi olarak gitmiştir. İki farklı kültürün etkisi altında kalan bu insanlar zamanla günlük yaşamlarının birçok alanına Alman kültürünün söz, davranış ve tutumlarını taşımışlardır.

7) Kültürel yozlaşma

Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan kültürel değerlerin ve araçların kaybedilmesi ya da bunların yerine yeni ve yabancı unsurların katılması süreci kültürel yozlaşma olarak adlandırılır. Sosyolojik olarak kültür; bizi saran, geçmişte yaşayan insanlardan öğrendiğimiz toplumsal mirastır. Bu mirasın kaybedilmesi yozlaşmaya neden olur. Kültürel yozlaşmanın müzik ve dildeki örnekleri dikkat çekicidir. Günümüzdeki pek çok şarkının sözlerinin içerisinde dil kirliliğine yol açan argo kelimeler sık kullanılmaktadır.