Sömürgeciliğin Ortaya Çıkışına Etki Eden Unsurlar Nelerdir?

Sömürgeciliğin Ortaya Çıkışına Etki Eden Unsurlar Nelerdir?

Haziran 5, 2021 0 Yazar: dilimiz

Daha güçlü bir ulusun, daha zayıf bir ulus üzerindeki siyasi, ekonomik ve askeri egemenliğine sömürgecilik denir. Peki sömürgeciliğin ortaya çıkışına etki eden unsurlar nelerdir? Genellikle istila ettikleri bölgelerin kaynaklarını ele geçiren sömürgeci ülkeler, sömürgecilik altındaki halkların sosyo-kültürel ve dini değerlerini de değiştirmeye çalışırlar. Tarih boyunca farklı uygulama biçimleriyle kendini gösterse de, sömürgecilik açısından değişmeyen tek şey her zaman sömüren ülkelerin çıkarlarına hizmet eden bir süreç olmasıdır. Coğrafi keşiflerin sömürgeciliğin yayılmasında en önemli noktası olduğu bilinir. 

Coğrafi keşiflerle Avrupa devletleri;

  • Yeni topraklara sahip olmak,
  • Doğunun zenginliklerine ulaşmak,
  • Yeni ticaret yolları ve pazarlar bulmak,
  • Hristiyanlığı yaymak gibi amaçlarla dünyanın birçok yerini kolonileştirdiler.

Avrupa’da servet ve sermaye birikiminin kökeninde yüzyıllardır başka toplumların topraklarını işgal ederek, dillerini ve dinlerini değiştirerek, bir nevi toplumları asimile ederek, kendi düşüncelerini yayarak ve bu toplumların çeşitli doğal zenginliklerini ele geçirerek devam eden bu sömürgeleşme süreci yatıyor. 

Sömürgecilik

Sanayi Devrimi ile artan üretimlerine cevaben hammadde ve pazar bulmaya çalışan Avrupa Devletleri, ara sıra savaş ve bazen de diplomasi yoluyla birçok ülkeyi kendi aralarında paylaşmış veya işgal etmişlerdir. Avrupa devletleri arasındaki bu rekabet, Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı gibi iki büyük dünya savaşının başlamasının da ana nedenidir. Elbette bu savaşların çıkmasının başka birçok nedeni var. Ancak asıl sebep sömürgeciliktir. Bu savaşlar aynı zamanda sömürge anlayışının da değişmesine yol açtı. Örneğin Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra sömürgecilik anlayışı, ”manda kavramı”na dönüştü.

Birinci Dünya Savaşı’nı kazanan devletlerin sömürge hedeflerine ulaşmak için gündeme getirdikleri bir yönetim tarzı olan zorunlu rejim, kalkınma maskesi ile bu ülkelerin yer altı ve yer üstü zenginliklerini yağmalamayı amaçlayan bir sömürge politikasıdır. İlk kez 1919’da düzenlenen Paris Barış Konferansı’nda gündeme gelen “manda kavramı”, 28 Haziran 1919’da imzalanan Milletler Cemiyeti Sözleşmesi’nin 22. maddesinde resmen tanımlandı. Ancak görüldüğü gibi bu yeni düzenleme sadece bir kavram değişikliğidir ve pratikte sömürgecilik devam etmiştir.

İkinci Dünya Savaşı Sonrası Sömürgecilik

Sömürgeciliğe gerçek darbe İkinci Dünya Savaşı oldu. Bu savaşın getirdiği ekonomik ve siyasi çöküş, egemen ülkelerin sömürge ülkeler üzerindeki nüfuzlarını kaybetmelerine neden oldu. Bu süreçte sömürge ülkelerinde yaşayan aydınlar, sömürge halkları arasında milliyetçi ve sömürge karşıtı fikirlerin yayılmasına yardımcı oldu. Aynı zamanda ulusal egemenlik ve bağımsızlık gibi kavramların da güçlenmesine yardımcı oldu. 

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından başlayan ve başarıyla sonuçlanan Türk Kurtuluş Savaşı’nın bağımsızlık mücadelesi veren bu milletlere çok etkili bir örnek teşkil ettiği unutulmamalıdır. Nitekim emperyalist devletlerin Anadolu’da başlattıkları işgallere karşı milli bilinci olan, milli birlik ve beraberliği sağlayan Türk milletinin ve kurduğu Cumhuriyet’in başarıları birçok sömürgeciye örnek olmuştur. Dünyadaki toplumları ve Kurtuluş Savaşı’nı vererek Türklerin bağımsızlık mücadelesi, sömürülen milletlerin geri verilmesine teşvik etmiştir.

Klasik Sömürgeciliğin Sonu

Ayrıca Soğuk Savaş Dönemi’nde iki blok dışındaki devletlerin sömürge halklarının desteği, bu halkların bağımsızlık için örgütlenmelerinde ve savaşmalarında çok etkili oldu. Özetle, ulusal bilinci gelişmiş sömürge halkları, ulusal bağımsızlık mücadelesini birbiri ardına kazandılar ve klasik sömürgeciliğin sonunu getirdiler.