Sokratescilik Nedir? Sokrates’ciler Kimlerdir?

Sokratescilik Nedir? Sokrates’ciler Kimlerdir?

Mart 17, 2018 0 Yazar: Recep Bayoğlu

Sokrates, bir bakıma büyük din kurucularına benzetilebilir.

Tıpkı büyük din kurucuları gibi, Sokrates’in etrafında da müritler toplanmış ve kendi ölümünden sonra, bunlar arasında, üstadın düşünce ve görüşleri üzerine, tartışmalar başlamıştır.

Sokrates, phaidon, Antisthenes, Euclides, Aristippos, Eflâtun (Platon), Xenophanes gibi öğrencileri üzerinde derin tesirler uyandırmıştır. Bu öğrencileri arasında, yalnız Eflâtun ve Xenophanes hakkında tam bir bilgiye sahibiz. Ötekiler hakkında ise ancak, parça parça bazı bilgiler bize kadar gelmiş bulunuyor.

Xenophanes, yirmi yaşında iken Sokrates’in dinleyicileri arasına katılmış ve üstadı dinlemiştir. Daha sonra Atina ordusuna süvari olarak katılmış ve otuzlar hükümeti devrinde subay olarak ödev görmüştür.

Serüvenlerle dolu olan bir askerlik hayatı sonucunda Atina’dan sürülmüş ve ömrünün otuz yılını Atina dışında, sürgünde, geçirmiştir. Atina’ya, ancak, yorgun ve yaşlı olarak, ömrünün son yıllarında, dönebilmiştir. Sürgünde bulunduğu sıralarda yazarlık etmiş ve bu arada Hatıralar isimli eserini vermiştir. Bu kitapta, Sokrates hakkındaki hatıralardan ve Sokrates’in tipik konuşmalarından söz edilir.

Ancak, Xenophanes de bu hatıraları sonradan yazmış ve çok kere kendi görüşlerini de Sokrates’e maletmiştir. Xenophanes, ne öteki Sokrates’ciler gibi bir filozof, ne de bir mektebin başıdır. Bundan başka kendisinin, yazar olarak da geniş bir hayal gücüne sahip olmadığı görülür.

Sokrates’in öğrencilerinden olan Antisthenes, Atina’da, Kynik’ler (Kelbiler) adını taşıyan mektebini kurmuştur. Antisthenes’i ilgilendiren soru da bütün Sokrates’cileri ilgilendiren soru, yani, insanın mutluluğa «eudaimonia» ya nasıl ulaşabileceği sorusudur.

Antisthenes’in doktrini hayatın hedefini mutluluğa ulaşmakta görür ve mutluluğa ise ancak fazilet yoluyla erişilebileceğine inanır. Fazilet, bir bilgidir. Bu, neyin istenilmesi gerektiğinin ve neden kaçınılması lâzım geldiğinin bilgisidir. Fazilete sahip olan, yani neden korkulması ve kaçınılması, neden korkulmaması gerektiğini bilen ve bunu kendi eylemleri ile gerçekleştiren kimse, mutluluğa ulaşmış olan kimsedir.

Buna karşılık, bu bilgiden, dolayısıyla faziletten yoksun olan kimse, mutluluktan da nasip alamayan kimsedir. Burada söz konusu olan mutluluk, toplulukla ilgili bir mutluluk değildir. Burada söz konusu olan mutluluk, ancak, ferdin mutluluğudur. Kendi kendisiyle yetinen ve başkalarına bağlı olmayan insan, mutlu insandır.

Böylece, insanın gerçek mutluluğunu, onun, iç huzur ve bağımsızlığında aramak lâzımdır. Bu ise insanın aşın istek ve içgüdülerine tam bir şekilde hâkim olması, gerek zevk, gerek acı ve kaygı karşısında tamamıyla ilgisiz kalmasıyla elde edilir. Bilge kişi, hiç bir aşın isteğin kölesi olmadığı ve başkalarının kendisi hakkındaki düşüncelerine önem vermediği için hürdür.

Sokratescilik Nedir? Sokrates’ciler Kimlerdir?

Düşünce ve eylemlerinde, başkalarının görüşlerini göz önünde tutan ve bunlara göre davranan insan, hiç bir şekilde hür değildir. Kynik’lere göre, bilge kişi, her türlü topluluk kurallarının ve her türlü yapmacığın dışında, tabii bir hayat süren kişidir. Bilge kişi, kendi asil saflığı ve kendi asil gücü içinde yaşayan tabiat adamıdır.

Bilge kişi, bu dünya ile ilgili olan nimetlere de önem vermez. Zenginse, malını ve mülkünü fakirlere dağıtır. Ailesiz, hısımsız, çocuksuz, yalnız kendi kendine ve kendi başına yaşar. Kynikler, doğum ve sınıf farkı olmaksızın bütün insanların, birbirlerinin kardeşi olduğunu kabul ederler. Kynikler, mevki hırsı gözetmez şan ve şerefe önem vermezler.

Antisthenes’in mektebinden yetişmiş olan daha sonraki Kynikler, topluluk bağlarından kurtulup yeni baştan tabiat haline dönmek ve tabii bir insan olarak yaşamak idealini ortaya atmışlardır. Nitekim bu sonraki Kynikler arasından yetişmiş olan Diogenes’in, kendini, nasıl bütün ihtiyaçlardan yoksun etmiş olduğunu hep biliriz.

Tabiat haline karşı duyulan bu özlem, düşünce tarihinde, Kyniklerden sonra da zaman zaman ortaya çıkacaktır. Nitekim XVIII. yüzyıl Aydınlanma çığrı filozoflarından olan Rousseau’da da tabii halin bir övgüsüne rastlanır. Kynikler mektebinin kurucusu olan Antisthenes’in, bilgi nazariyesi bakımından önemli bir görüşü vardır.

Antisthenes’e göre, bilgi, algılanan objeler üzerine bir çözümleme eylemidir. Bilmek, objeleri son unsurlarına kadar ayırmak demektir. Şu halde, gerçek bilgi, artık daha fazla bölünemeyen basit objeler hakkındaki bilgidir. Birçok parçalardan meydana gelmiş olan ve bu parçaların kendi aralarında ne ölçüde birleşmiş oldukları hakkında hiç bir şey bilmediğimiz objeler üzerine kesin bir bilgi elde edemeyiz. Bundan dolayı, yanılma, objenin bölümlerinin birbiri içine geçmesinden, açık ve seçik olmayıştan meydana gelir. XVII. yüz yılda Descartes da böyle açık ve seçik bir bilgi ideali ortaya atmıştır.

Sokrates’in ölümünden sonra öğrencileri Megara’ya gitmişlerdi. Burada Euclides’in kurmuş olduğu Megara mektebi hakkında çok az şey biliniyor. Ancak, Kynikler mektebine paralel olarak kurulmuş olan Kyrene mektebi hakkında daha geniş bir bilgiye sahip bulunuyor.

Bu sonuncu mektep, kuzey Afrika’da, adım aldığı şehirde, bura ı bir filozof olan Aristippos tarafından kuruluyor. Sokrates’in düşüncelerinden kalkan Aristippos ve öğrencileri, en sonunda, hedefini zevkte bulan bir hayat görüşüne varıyorlar. Bu suretle bunlar, Sokrates’in göz önünde tuttuğu mutluluk idealinden (eudaimonism) bir zevkciliğe (hedonism) varıyorlar.

Gerçekten, Kyrene mektebine göre mutlu bir hayat, zevki mümkün olduğu kadar çok, acı ve kaygusu ise mümkün olduğu kadar az olan bir hayattır. Görüldüğü gibi bu görüş artık Sokrates’in görüşü değildir. Tersine bu, Sokrates’in düşüncelerinden kalkılarak varılmış ustalıklı bir sonuçtur.

Bununla birlikte, Aristippos ve öğrencileri de, mutlu bir hayatın, zevki mümkün olduğu kadar fazla olan bir hayat olduğunu ileri sürerlerken, bu zevkin ancak ölçülü yaşamakla elde edilebileceğine inanırlar. Gerçekten, zevkle acının sınırlan birbirine çok yakındır.

Aşın bir zevk de belli bir derecesinde acıya dönebilir. Bundan dolayı, yalnız acı ve pişmanlıkla sona ermeyecek olan zevkleri seçmek lâzımdır. Bilge kişi, bu suretle ustalıklı bir yaşama sanatı sürmek zorundadır. Kyrene mektebinin bu hayat sanatı, sonraları, Epikur tarafından yeni baştan ele alınmıştır.

Bununla birlikte, Aristippos’un öğrenicileri de daha sonra, hocalarının görüşünden uzaklaşmışlardır. Meselâ Kyrene mektebinden yetişmiş olan Hegesias isimli bir filozof, sonunda acı ve kaygıya dönmeyecek hiç bir zevkin mevcut olmadığını ileri sürüyor. Hegesias’a göre, mutlu bir hayat sürebilmek için takınılacak tek tavır, tam bir ilgisizlik ve duygusuzluk tavırdır. Bilge kişi, gerek acı, gerek zevk karşısında ilgisiz kalmayı bilen kişidir.

Devlet ve topluluk hayatı karşısında Kyrene mektebi de, Kynikler mektebi kadar ilgisizdir. Aristippos, kanunlara, gelenek ve görenekle ilgili olan bütün kurumlara karşıdır. Bilge kişi, bütün bunlarla hiçbir şekilde ilgilenmez. Bu suretle, Sokrates’e bağlanan bu iki mektebin, her ikisi de «individualist» dirler.

Bunlar için esas olan ferttir ve ferdin mutluluğudur.

Devlet ve topluluk gibi fert üstü kurumların iyilik ve düzeni ile hiç bir şekilde ilgilenmezler.