Seyfiye nedir? Seyfiye sınıfı ne demektir?

Seyfiye nedir? Seyfiye sınıfı ne demektir?

Nisan 28, 2021 0 Yazar: dilimiz

Bu konu konuda Osmanlı Devlet idaresi askeri sınıflarından Seyfiye sınıfının ne anlama geldiğini, seyfiye sınıfına mensup olan üyeleri ve bu üyelerin görevleri hakkında kapsamlı bilgi edinebileceksiniz.

Seyfiye nedir? Ne anlama gelir?

Osmanlı’da seyfiye sınıfı adını seyf ve seyfi kelimelerinden türetmiştir. Anlam bakımından seyf kılıç, seyfi ise kılıçla ilgili olan demektir. Seyfiye sınıfı bu kelimelerden türeyerek kılıç ehli anlamında kullanılmaktaydı.

Bununla birlikte seyfiye sınıfında bulunan temsilciler ve bu temsilcilerin görevleri vardır. Bu bilgilere geçmeden önce Osmanlı devlet idaresinde bulunan diğer askeri sınıflar hakkında bilgi edinmek için “Osmanlı devlet idaresini oluşturan unsurlar” başlıklı yazıma göz atabilirsiniz. Şimdi Seyfiye sınıfı üyeleri ve görevlerine kısaca göz atalım.

Seyfiye Sınıfı üyeleri ve görevleri

Seyfiye Sınıfı üyeleri
Seyfiye Sınıfı üyeleri

Seyfiye sınıfına mensup olan devlet makamları aşağıdaki gibi sıralanabilir.

  • Sadrazam
  • Vezirler
  • Beylerbeyi
  • Sancak beyi
  • Subaşı
  • Kaptan-ı Derya
  • Yeniçeri ağası

1- Sadrazam Görevi

Günümüzde başbakan konumundaki sadrazam, padişahın mutlak vekili olup yönetimde padişahtan sonra en yetkili kişidir. Devletin en yüksek rütbeli memuru durumundadır. Fatih’ten itibaren Divan’ın da başkanı olan sadrazam çoğu zaman padişah adına devleti idare etmiştir. Padişah bulunmadığı zamanlarda orduya da Serdar-ı Ekrem unvanıyla sadrazam komuta ederdi.

2- Vezir Görevi

Osmanlı Devleti’nde vezir, padişahın mutlak vekilidir. Başlangıçta bir vezir vardı, devletin genişlemesiyle beraber vezir sayısı artırıldı. Bu nedenle 1. vezire Vezir-i Azam denildi. 19. yüzyıldan itibaren sadrazam denilecektir. Padişah’ın adına bütün yetkileri kullanabilir. Eğer sefere komutan olarak gitmiş ise yetki alanı daha da genişler. Padişah örfi hukuk alanındaki işleri onun aracılığıyla yürütürdü. Padişahın mührü ile atanır ve mührün geri alınmasıyla görevden ayrılırdı.

3- Beylerbeyi Görevi

Beylerbeyi hem askeri hem de idarî amir olarak bulunduğu eyalette padişahın temsilcisidir. İlk beylerbeyilik Orhan Bey zamanında ortaya çıkmış Anadolu ve Rumeli Beylerbeyi olarak ikiye ayrılışının Çelebi Mehmet zamanında gerçekleştiği tahmin edilmekle beraber kesin tarihi bilinmemektedir . Rumeli Beylerbeyi daha kıdemlidir. Rütbeleri yükselince kubbealtı vezirliğine atanıyorlar ve Divan-ı Hümayun’un üyesi oluyorlardı. 1536 tarihinden itibaren vezirlik rütbesi olan Rumeli Beylerbeyi Divan-ı Hümayun üyesi olarak merkezde bulunduğu zamanlarda divan toplantılarına katılmıştır. Bu tarihten önce Rumeli Beylerbeyi Divan-ı Hümayun üyesi değildi.

4- Sancakbeyi Görevi

Sancakbeyleri sancakları yöneten kimseler idi. Rütbe olarak beylerbeyinin altındaydılar. Sancakbeyleri beylerbeyine bağlı olmakla birlikte yetki bölgelerindeki tımar düzeni ile sorumlu oldukları sancakların idari, askeri ve güvenlik işleriyle ilgilenirlerdi.

5- Subaşı Görevi

Osmanlıda subaşılar kazaların güvenliğinden sorumlu kişilerdir. şuan jandarma olarak görev yaparlar.

  • Savaş zamanlarında savaşır, barış zamanında ise vergi toplar
  • Belediye Görevlisidir
  • Kasaba işlerine bakar
  • Kapıkulu Süvarileri arasından seçilir.

6- Kaptan-ı Derya Görevi

Kaptan-ı derya, Osmanlı İmparatorluğu’nda donanma komutanlarına verilen addır. Kaptan-ı derya, Donanma-yı Hümayun’un ve Tersane-i Amire’nin en büyük amiriydi. Denizcilikle bütün atamaları yapma, hüküm yazma ve tuğra çekme yetkisi vardı. Derya Kalemi’ne bağlı zeamet ve tımarların dağıtımını da o yapardı. Bugünkü karşılığı Deniz kuvvetleri komutanı.

7- Yeniçeri Ağası Görevi

Yeniçeri ocağı ve acemi ocaklarından sorumlu tek kişidir. Yine divanda görevli olan rikab-ı hümayun ve özengi ağaları denen ağaların reisidir. Böylece Divan-ı Hümayun toplantılarının teşrifatında çok önemli bir rolleri vardır. Yeniçeri ağası vezirlik rütbesi olursa Divan-ı Hümayun üyesi olarak toplantılara katılabilmekteydi. Yeniçeri ağasının arza çıkma yetkisi vardı. Eğer vezirlik rütbesi varsa divan üyeleri arasında arza iki kez çıkma imkanına sahip tek kişi oluyordu. Divan toplantılarında ocağa ait işlerle ve İstanbul’un asayişi ile ilgili konularla ilgilenirdi.