Osmanlı’da Şehir Planlaması Nasıldı Kısaca (Özet)

Osmanlı’da Şehir Planlaması Nasıldı Kısaca (Özet)

Osmanlı’da Şehir Planlaması : 14-16. yüzyıllar arasında Anadolu ve Rumeli’de hakimiyet kuran Osmanlı Devleti, daha önceki Türk İslam devletlerinde olduğu gibi imar faaliyetlerine büyük önem verdi. Osmanlı şehir kültürü, birbirinden çok farklı, etnik, dini ve ekonomik yapılar üzerine tesis edildi. Dolayısıyla Osmanlı Devleti’nin hakimiyet kurduğu Anadolu ve Rumeli’de şehir kültürü, Türk ve İslam kültürü başta olmak üzere diğer kültürleri de özümseyerek biçimlendi. Osmanlı Devleti öncelikle, Türkiye Selçuklularının şehir mirası üzerinde gelişti. Sonraki dönemlerde ise şehirlere kendi kültürünü yansıttı.

İlginizi Çekebilir : 2.Murad Dönemi’ndeki Kültürel Gelişmeler

Osmanlı Devleti’nde, şehir planlamacılığı ticari faaliyetlerinin yoğunlaştığı güzergahlar üzerinde kuruldu. Bu özellik ekonomik örgütlenmeyi etkiledi. Osmanlı şehirleri genelde iki parçalı işlevsel alana sahipti. Bunlardan ilki Osmanlı merkezi iç sahası, diğeri ise konut alanları idi. Merkezde, çarşı denilen bölgelerde ekonomik, dini, kültürel çeşitli faaliyetler yapılmaktaydı. Bu alan gelişigüzel seçilmiş bir yer değildi. Öyle ki çarşı konumunun belirlenmesinde kale veya şehir surları, önemli yollar ve önemli kültürel alanlara yakınlık belirleyici rol oynardı.

Osmanlı'da şehir planlaması
Yıldırım Bayezid Bedesteni-Bursa

Osmanlı Şehir Mimarisi

Osmanlı Devleti’nde; cami, bedesten ve imaret klasik dönem Osmanlı şehir planına hakim unsurlardı. Şehrin asıl merkezini bedestenler oluşturmaktaydı. Bedestenlerin etrafında ise hanlar bulunmaktaydı. Hanlar sadece geceleme ihtiyacını karşılayan yerler değil, aynı zamanda ticari işlevi de olan yapılardı. Şehrin kalbi durumunda olan bu mekanlarda kar getiren faaliyetler dışında; eğitim, sağlık, yardımlaşma ve diğer faaliyetleri bünyesinde bulundurmaktaydı.

Şehir merkezinde bulunan diğer bir unsur ise sağlık, eğitim, kültürel hizmetleri sunan külliyeler idi. Osmanlı şehir merkezlerinde bulunan büyük camiler genelde külliye ile bağlantılıydı. Osmanlı şehirlerinin önemli yapılarından biri de imarethanelerdi. Yoksullara, medrese öğrencilerine, tekkelerde kalanlara, yolculara yemek dağıtmak üzere kurulmuş olan imarethaneler, kamu hizmeti gören önemli hayır kurumları niteliğindeydi.

Osmanlı’da Şehir Planlaması

Osmanlı şehirlerinin fiziki yapısının ikinci kısmını ise mahalleler meydana getirirdi. Mahalle, şehirde birinci kısım olarak kabul edilen çarşı dışındaki yerleşme yerleri konumundaydı. başka bir ifadeyle mahalle, şehirlerin en küçük yapı taçları olan konut, sokak sistemi ve çeşitli faaliyetlerin gerçekleştiği bölgelerdi. Şehirsel alanın büyük bir kısmı mahallelerden oluşmaktaydı. Mahalle fiziki olmaktan çok sosyal bir birimdi. Mahalleler evlerden meydana gelirdi. Türk evleri genelde çok katlı değildi. Bu evlerin birinci katı taçtan yapılmış olup, hizmet katı konumundaydı. Bu katta; depo, çamaşır yıkama yeri, tuvalet ve mutfak yer alırdı. Evin üst katı ise oturma alanı olarak kullanılan odalardan ibaretti. Odalar arasında eyvan denilen bir bölüm yer almaktaydı. Eyvan ve odalar sofaya veya hayata (avluya) açılmaktaydı.

Konut alanlarının ötesinde şehir halkına rahatsızlık veren endüstriyel faaliyetler ile kırsal kesimle bağlantısı olan zanaatkarlar yer alırdı. Bunları; dericiler, boyacılar, kesimhaneler, kasaplar, demirciler, çilingirler, bakırcılar, çömlekçiler, saraçlar, gıda maddesi satıcıları şeklinde sıralamak mümkündü. Şehre yeni gelenler, sanayide çalışanlar genelde bu alanda yaşardı.

Osmanlı Şehirleri İsimleri ve Anlamları

Aksaray : dârüzzafer
Antakya : dârüssugur
Malatya : dârürrifâ
Akşehir : dârünnüzhe (Belde-i Beyza)
Tokat : dârünnusrâ
Erzincan : dârünnasr
Bayburt : dârünnecât
Sivas : dârülulemâ
Niğde : dârülpehlevâniyy
Erzurum : dârülcelâl
Diyarbakır : dârülfahr,
Haleb : dârülbugat
Kayseri : dârülfeth
Bağdat : dârüsselâm
Bursa : dârüssaltana
Edirne : dârüssaltana
Zafer yurdu : dârüzzafer
Küçük yurt : dârüssugur
Yücelik yurdu : dârürrifâ
Eğlence yurdu : dârünnüzhe
Yardım yurdu : dârünnasr
Kurtuluş yurdu : dârünnecât
Bilginler yurdu : dârülulemâ
Yiğitlik yurdu : dârülpehlevâniyye
Yücelik yurdu : dârülcelâl,
Övünülecek yurt : dârülfahr
Asîler yurdu : dârülbugat
Fetih yurdu : dârülfeth
Cennet yurdu : dârüsselâm
Yönetim yurdu : dârüssaltana

Osmanlı’da şehircilik anlayışı hakkında bilgiler verdiğim bu yazıyı beğendiysen paylaşmayı ve arkadaşlarına Dilimiz.Gen.Tr‘yi önermeyi unutma.

Ayrıca konuya farklı bir bakış için Osmanlıdevleti.gen.tr nin Bu Yazısına göz atmanızda fayda var.

Osmanlı Mimari Anlayışı

Erken Dönem diye bilinen Osmanlı mimarisinin temel ögesini külliyeler, külliyelerin ana unsurunu ise camiler oluşturmaktaydı. Osmanlı mimari anlayışında farklı planlarda yapılan çok sayıda cami ön plana çıktı. Osmanlı Erken Dönemi’ne ait ilk eserler genelde İznik, Bursa ve Edirne’de yapıldı. İznik’teki Hacı Özbek Cami, Süleyman Paşa Medresesi, Bursa’da Yıldırım Bayezid Döneminde inşa edilen Ulu Cami, Yıldırım Bayezid Bedesteni, Osmanlı Devleti’nin ilk hastanesi niteliğinde olan Yıldırım Darüşşifası bu dönemin mimari eserleri arasında gösterilebilir.

Osmanlı Devleti’nin kendine has üslubunu oluşturduğu Klasik Dönem’e geçiş İstanbul’un Fethi’yle başladı. Osmanlı Devleti, bu dönemde siyasi alanda ulaştığı başarıları sanata da yansıttı. İlk kez merkezî kubbeli camilere yarım kubbeler eklenerek yeni camiler yapıldı. Bu camilerin yanına dinî, ekonomik ve sosyal ihtiyaçları karşılayacak alt yapı kuruluşlarını barındıran tesisler inşa edilerek “külliyeler” oluşturuldu. Bu nedenle bu döneme aynı zamanda “Büyük Külliyeler Devri” de denilmektedir. Nitekim bu dönemde inşa edilen Fatih, II. Bayezid ve Süleymaniye külliyeleri ile başkent İstanbul adeta yeni bir kimliğe büründü. ilk örneği İstanbul Bayezid Cami’dir.

Osmanlı Devleti’nde, XVI. yüzyılda yetişmiş en büyük mimari ustası Mimar Sinan’dır. Mimar Sinan ilk olarak Yavuz Dönemi’nde Osmanlı ordusuna katıldı. Kanuni Dönemi’nde, devletin tüm inşaat içlerinden sorumlu mimarbaşı olarak görevlendirildi. Bu görevini II. Selim ve III. Murad dönemlerinde de devam ettirdi. Dört yüzden fazla eseri mevcuttur.

Büyük dehasının yanında tükenmek bilmez bir enerjiye sahip olan Mimar Sinan, birbirinden güzel eserlerden sonra çıraklık eserim dediği “Şehzade Camisini” inşa edince ünü, imparatorluk sınırları dışına çıktı.

Osmanlı Mimari Anlayışı

Mimar Sinan, özverili çalışmasıyla kısa sürede Osmanlı ülkesini Türk eserleriyle donattı. Mimarbaşı Sinan, eserlerini inşa ederken dönemin en büyük hattatlarından, nakkaşlarından, oymacılarından ve çinicilerinden faydalandı. Mimar Sinan kalfalık eseri olan “Süleymaniye Camisinin” ardından; ustalık eseri olan Edirne “Selimiye Camisini” inşa ederek sanatının zirvesine ulaştı. Her eserinde farklı plan kullanmış, birçok yapısında cihan mimarisinin en güzel nisbetlerine erişmişti. Ayasofya’yı yeniden inşa edercesine onaran ve ayakta durmasını sağlayan da odur. Bunların dışında Mimar Sinan; yaşamı boyunca 81 cami, 50 mescit, 55 medrese, 19 türbe, 14 imaret, 3 hastane, 7 su bendi (baraj), 8 köprü, 16 kervansaray, 33 saray, 32 hamam, 6 mahzen, 7 dârülkurrâ (Kur’an-ı Kerim okunan yer) inşa etti.