Kültürlenme ve kültürleşme sürecinde toplumsal kültürümüzün önemi

Kültürlenme ve kültürleşme sürecinde toplumsal kültürümüzün önemi

Temmuz 15, 2021 0 Yazar: dilimiz

Bireylerin kültürlenme süreçleriyle beraber içinde yaşadıkları ya da ait oldukları toplumsal kültürün değerlerini ve tutumlarını kazanmaları, kültürlerine ilişkin bir farkındalık geliştirmeleri beklenir. Öte yandan kentleşmenin, İnternet teknolojisinin ve medyanın oldukça etkili olduğu günümüz toplumlarında farklı kültürler arasındaki etkileşimler, kültürleşme süreçleri de bireyler üzerinde oldukça etkilidir. Bu durumda toplumsal kültürü korumanın yanı sıra, kültür merkezciliği, yabancı kültür hayranlığı ve kültürel görelilik kavramlarının birlikte ele alınması gerekir.

1) Toplumsal kültürümüzün önemi

Bir toplumun kültürü, o toplumu diğerlerinden ayırmak için millî kültür kavramıyla ifade edilmektedir. Türkiye’nin millî kültürü, bir yandan toplumumuza özgü ayırt edici kültürel özellikler bütününü diğer yandan da toplumun farklılıklarını da içerecek bir kapsayıcılığı ifade etmektedir.

Toplumsal kültür, kültürü oluşturan kültürel miras zenginliğinin korunması ve yaşatılması ile mümkündür. Özellikle küreselleşmenin kültürler arasında benzeşmeyi, asimilasyonu, kültür emperyalizmini ve yabancı kültür hayranlığını beslediği düşünüldüğünde toplumsal kültürümüze ve kültür mirasımıza dair farkındalık oluşturmak, bu mirası yaşatmak ve zenginleştirmek oldukça önemlidir.

2) Kültür merkezciliği

Kültür merkezcilik, kişinin kendi kültürünü temele / merkeze alıp, kendi kültürel unsurlarını doğru ve üstün olarak kabul ederek diğer kültürleri kendi kültürel özelliklerine göre eksik görmesidir. Kültür merkezci bakış açısı, kendi kültürel standartlarının doğru olduğunu varsayıp diğer kültürleri küçümsemeyi beraberinde getirir. Kültür merkezcilik, örneği tarihsel süreçte sıklıkla görüldüğü şekilde kendi doğrularının mutlaklığından hareketle diğer kültür unsurlarını yukarıdan aşağıya yeniden şekillendirmeden (toplum mühendisliği) yok etmeye (soykırımlara) kadar giden davranışlara da yol açabilmektedir. Kültür merkezci bakış açısına örnek olarak televizyonda izlenen belgesellerdeki yerli kabileleri küçümseme, farklı toplumların geleneksel kıyafetlerini hor görme, farklı kültürlerde elle yemek yeme alışkanlığını aşağılama ve farklı toplulukların diliyle alay etme verilebilir.

3) Yabancı kültür hayranlığı

Yabancı kültür hayranlığı, bir bakıma kültür merkezciliğinin karşıtı bir durumu ifade eder. Burada kişi içine doğduğu kültürü değersiz görür ve hiçbir analitik muhakemeye dayanmaksızın dışarıdan gelen her tür kültür unsurunu olumlamaya dayalı bir ruh hâli ile davranır. Özellikle toplumların sorunlarının çoğaldığı, gerileme dönemine girilen, şartlarını değiştirmek için başkalarının tecrübelerinden faydalanmak istediği ortamlar yabancı hayranlığı için elverişli bir iklim oluşturur.

Yabancı kültür hayranlığının tipik örnekleri müzik dünyasında gözlenebilir
Yabancı kültür hayranlığının tipik örnekleri müzik dünyasında gözlenebilir

4) Kültürel görelilik

Kültürel görelilik, her kültürü kendi koşulları içinde değerlendirmek gerektiğini esas alan bir yaklaşımı ifade eder. Bu yaklaşım, kültürleri iyi ve kötü (ya da doğru ve yanlış) olarak yargılamak için bir standardın olmadığı görüşünü benimser. Bu yaklaşımda bir kültür sadece kendi bağlamı içinde değerlendirilebilir. Antropolog Ruth Benedict (Rut Benedikt), kültürel göreliliğin bütün dünyaya yayılabileceği ve bunun da dünyada bağnazlığı ve önyargıları ortadan kaldırabileceğini savunmuştur.

Japonya’dan bir evlilik töreni görüntüsü
Japonya’dan bir evlilik töreni görüntüsü

Kültürel tutum, canlı veya cansız bir nesne hakkındaki değerlendirmelerdir. Her tutum nesneyle bağlantılı olarak ortaya çıkan bir eğilimdir. Tutumlar olumlu veya olumsuz olabilir. Sosyal gruplara yönelik tutumlar olumsuzsa bunlara ön yargı, soyut kavramlara yönelik tutumlara (örneğin düşünce özgürlüğü) değer yargısı denir.

Bir nesneye, bireye ya da topluluğa yönelik olumlu kültürel tutumların geliştirilmesinde ve olumsuz tutumların değiştirilmesinde bireyler ve kültürler arası etkileşimleri artırmak günümüzün küreselleşen dünyasında oldukça önemsenmektedir. Türkiye’nin de üye olduğu Avrupa Konseyi tarafından yayımlanan kitaplarda kültürler arası etkileşim ve iletişimin farklı etnik, kültürel, dinî, dilsel geçmişleri ve mirasları olan bireylerle gruplar arasında, karşılıklı anlayış ve saygı temelinde, görüşlerin açık ve saygılı bir şekilde değişiminden oluşan bir süreci geliştireceği ifade edilmiştir. Buna göre kültürler arası etkileşim bir bireyin kendini ifade etme özgürlüğü ve yetisi yanında, başkalarının görüşlerini dinleme isteğini ve kapasitesini gerektirir. Kültürler arası etkileşim, kültürel olarak çeşitlilik gösteren toplumların siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik entegrasyonuna ve uyumuna katkıda bulunmaktadır. Kültürler arası etkileşim, farklı toplumsal grupları toplumsal hayatın dışında tutmayan, birleştirici bir yaklaşımdır.

Kültürlenme PDF

Kaynak: 12. Sınıf Sosyoloji ders kitabı