Kültür Nedir? Kültürün ögeleri ve temel kavramlar

Kültür Nedir? Kültürün ögeleri ve temel kavramlar

Haziran 21, 2021 0 Yazar: dilimiz

Kültür; günlük yaşamda bir topluma, topluluğa özgü düşünce ve eserlerin bütünü anlamında kullanılır. Bu anlamıyla Karadeniz, Roman, Gaziantep kültüründen söz edilebilir. Aynı zamanda kültür, uygarlık anlamında da kullanılır. Bu kullanımından hareketle Batı kültüründen, İslam kültüründen, Uzak Doğu kültüründen söz edilebilir. Estetik alanda kültür güzel sanatları ifade eder. Eğitimsel anlamda düşünme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenmeler ve yaşantılar yoluyla geliştirilmesi anlamına gelir. Teknolojik ve biyolojik alanda kültür; üretme, tarım, ekin, çoğaltma ve yetiştirme anlamlarında kullanılır.

Kültür sözcüğü Latince ekip biçmek anlamına gelen “cultura” fiilinden türetilmiş ve uzun yıllar bu anlamıyla kullanılmıştır. Zamanla hayvan ve bitkilerin yetiştirilmesi gibi görsel ve somut anlamının yanı sıra “dinsel tapınma”, “dinî tutum” gibi soyut anlamlarda da kullanılmıştır. 16. yüzyıldan itibaren “ekme”, “yetiştirme” veya “geliştirilme” fikrine ek olarak zihinsel, sanatsal ve görgü kurallarının gelişimi veya gelişim düzeyi anlamında da kullanılmaya başlanmıştır. 19. yüzyılda gelişen toplumsal ve siyasal dönüşümlerle birlikte kültür; halk kültürü, millî kültür, yerel kültür gibi daha çok bir toplumun veya milletin aktarılan örf, âdet, gelenek veya yaşam biçimleri anlamında kullanılmıştır.

Pek çok farklı anlamda kullanılabilen kültür kavramının, geniş kapsamı nedeniyle sosyal bilimlerde net bir tanımı yapılamamaktadır. Bununla birlikte kavramın ayırt edici özellikleri vardır. Kültür, toplumda yaşayan insanların bütün öğrendiklerini ve paylaştıklarını kapsar. Örneğin dünyaya gelen bir çocuk dilini, dinini, yeme-içmesini, çevresini, sosyal yaşamını, görgü kurallarını, manevi değerlerini belirli bir kültür kalıbı içerisinde öğrenir. Kültür, günlük hayatta hemen hemen her şeyi içine alır: eğitim, müzik ve yemek kültürü, tarım ve ticaret faaliyetleri, endüstriyel faaliyetler… Ancak sosyal bilimciler kültürü, “öğrenilmiş davranış kalıpları” olarak görmektedirler. Şimdiye kadar kültür konusunda yapılan tanımların en tanınmışı Edward Burnett Taylor’a (Edvırd Burne Taylır) aittir. Ona göre kültür, insanın toplumun bir üyesi olarak elde ettiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, hukuk, âdetler ve diğer yetenekler ile alışkanlıklardan oluşan karmaşık bir bütündür.

Kültürün ögeleri ve temel kavramlar

Kültürün maddi, bilişsel ve davranışsal olmak üzere üç ögesi bulunur. Kültürün ögelerinin yanı sıra kültür konusuyla ilgili temel kavramlar olan kültürel gecikme, kökleşmiş kültürel ögeler ve medeniyet kavramlarını da açıklamak gerekir.

1) Kültürün ögeleri

Her toplumun kültürünün maddi, bilişsel ve davranışsal olmak üzere üç temel ögesi bulunur. Bu ögeler birbirleriyle uyumlu bir etkileşim içindedir. Örneğin bir toplulukta basit tarım teknolojilerinin kullanıldığını düşünelim. Böyle bir toplulukta tarım teknolojileri kültürün maddi ögesini oluşturur. Bu toplulukta üretim için iş birliği önemli olduğundan geniş aile yapısı daha sık gözlenir ve dayanışmayı öne çıkaran bilişsel ve davranışsal ögeler de öne çıkar.

Kültürün üç ögesi
Kültürün üç ögesi

A. Maddi Ögeler

Kültürün maddi ögeleri insan etkinlikleri aracılığıyla üretilen her türlü aracı ve teknolojiyi kapsar. Bu araçların kültür kapsamına girebilmesi için yalnızca tarihî eserler olması gerekmez. Bu ögeler insanların geçmişte ya da şimdi ortaya koyduğu bütün maddi ürünlerdir. Yapılar, aletler, giysiler, teknik ürünler gibi pek çok ürün maddi kültür ögelerindendir.

B. Bilişsel Ögeler

Bilişsel kültür ögeleri toplumdaki değerleri, inançları, efsaneleri, bilgileri, sembolleri ve anlam kodlarını kapsar. Bu ögeler “Niçin?” sorusuna yanıtlar oluşturur.

C. Davranışsal Ögeler

Kültürün davranışsal boyutu insanlara “nasıl” yaşamaları gerektiğinin yazılı ve yazısız kurallarını verir. İnsanlar bu kurallar sayesinde birbirlerine karşı sorumluluklarını bilir, belli beklentiler geliştirir ve bunlara göre davranırlar. Gelenekler, görenekler, örfler, âdetler, ayinler, törenler, moda davranışlar gibi ögeler kültürün davranışsal ögelerini oluşturur.

2) Kültürel gecikme

Kültürel gecikme ya da kültürel boşluk kavramı, Amerikalı sosyolog W. F. Ogburn (Ogbörn) tarafından öne çıkarılmıştır. Toplumlarda maddi kültür ögeleri daha hızlı değişirken maddi olmayan kültür ögelerini oluşturan zihniyet, ahlak, hukuk, gelenek vb. unsurlar daha geç ve yavaş değişir. Hızlı maddi kültür değişimlerinde, maddi olmayan kültürde yaşanan uyumsuzluklara/dirençlere/tepkilere kültürel gecikme adı verilir. Özellikle kültürün teknoloji boyutundaki değişiklikler, kültürel gecikmenin çarpıcı bir biçimde görülmesini sağlar.

Kültürel gecikmeye Türkiye’den, yakın tarihimizdeki özel televizyon kanallarının ortaya çıkışı ve radyo yayınlarının başlaması örnek olarak verilebilir. 1990 yılına kadar radyo-televizyon alanındaki yayıncılık tekeli yasal olarak devlete ait bir hak sayılmıştır. Buna karşılık 1980’lerin sonunda teknolojik gelişmeler artık bir ülke topraklarını kullanmaksızın orada yaşayanlara yayınları iletebilme imkânı sunmaya başlamıştır. Nitekim bu teknolojik gelişme neticesinde özel bir televizyon kanalı kurulmuş ve ülke dışından Türkçe olarak Türkiye’ye yayın yapılmaya başlanmıştır. Bu dönemde bu tür yayıncılığa ilişkin onu düzenleyecek herhangi bir yasa maddesi mevcut değildir. Bunun temel sebebi yasal düzenlemeler yapılırken teknolojik gelişmelerin öngörülememesidir. Böylelikle bu konuda hukuki anlamda bir boşluk çıkmıştır.

3) Kökleşmiş kültürel ögeler

Örf, âdet, gelenek ve görenekler gibi yazısız kurallar kökleşmiş kültür içeriklerini oluştururlar. Toplumlar ve bir toplumdaki farklı gruplar değişik gelenek, görenek, örf ve âdetlere sahiptir. Örf, âdet, gelenek ve görenekler tarım toplumlarında modern toplumlara göre daha etkilidir. Günümüzde hukuk kuralları gibi yazılı kurallar modern toplumlarda bireyler arası ilişkileri düzenlemede daha etkili olsa da kökleşmiş kültür ögelerinin etkisini yitirdiği söylenemez. Öte yandan kökleşmiş kültür ögelerine göre gerçekleştirilen ortak davranışlar ve geliştirilen değerler toplumun bütünlüğü ve devamı açısından önemlidir.

A. Örf

Örf, çoğu zaman toplumun katı beklentileri olarak nitelenen birtakım tutumlar ve davranışlardır. Örf; toplumu oluşturan bireyler için önemli olan, belirli durumlarda en uygun davranışı belirleyen kurallardır. Örflere karşı çıkmak, kimi toplumlarda yasaya karşı çıkmayla bir tutulur. Hatta böyle bir durumda örfler zaman zaman yasaların da üstünde tutularak katı bir tutumla birey cezalandırılır.

B. Âdet

Toplumsal yaşamın düzenli gitmesinde, kuralların uygulanmasında âdetler etkili olmaktadır. Âdet, bir toplumda öteden beri uygulanagelmiş yazısız, gelenekle nesilden nesile geçen, iyilik ve kötülük değer hükümlerine göre yapılması gereken hareketleri belirten kurallardır. Resmî toplantılarda koyu renkli takım elbise giyme, sabahları kahvaltı yapma, yemekte bıçağı sağ elle tutma; konukları karşılama, ağırlama ve uğurlama; yemek ve sofra düzenleri; kız isteme, nişanlılık ve evlenme usulleri; bayramlar ve önemli günlerle ilgili davranış biçimleri; başsağlığı dileme gibi durumlarda söylenecek sözler, takınılacak tavırlar ve tutumlar âdet olarak değerlendirilebilir.

C. Gelenek

Gelenekler, geniş anlamıyla bir kuşaktan ötekine geçirilebilen bilgi, tasarım, inanç ve yaşam biçimi; daha geniş anlamıyla da manevi kültür birikimleridir. Âdetlere benzese de onlardan daha güçlü şekilde toplumsal yaşamın düzenlenmesinde ve denetlenmesinde önemli rol oynar. Nitelikleri bakımından genellikle tutucu olan gelenekler aile, hukuk, din ve politika gibi toplumsal kurumlar üzerinde etkilidir. Bireyin bağlı bulunduğu grubun ya da toplumun geleneklerine karşı çıkması, karşı çıkışın derecesine göre bireyin toplulukça hor görülmesine ya da reddedilmesine neden olur.

Ç. Görenek

Göreneğin örfe, âdete, geleneğe göre yaptırım gücü daha zayıftır. En yalın tanımıyla bir şeyi görülegeldiği gibi yapma alışkanlığı olan görenek, sosyal alışkanlık gibi gerekli ve uygun görülenleri kapsar. Ancak göreneklerin mutlaka yerine getirilmesi istenmez. Öteden beri yapılagelmekte olan fakat henüz âdet özelliği kazanmamış bu davranış biçimlerine grubun, toplumun gelişmesine uygun yenilikler eklenir. Görenekler; komşu ziyaretlerinde, hasta yoklamalarında, alışverişte, toplu taşıtlara binmede ve inmede, tanışma ve tanıştırılmalarda nasıl davranılacağını belirleyerek ilişkilerin düzenli gitmesine yardımcı olur.

4) Kültür ve medeniyet

A. Kültür

Kültür, temelde millî içeriğe sahip bir bütünü ifade eder ve devletin siyasi sınırları içindeki farklı kültürel deneyimlerinin bir toplamı ve aynı zamanda modernleşme sürecinin bir sonucu olarak şekillenir. Öte yandan ilgili devlet, siyasi sınırları içindeki toplumu bir milletin fertleri hâline getirmek için onları çeşitli yöntemlerle benzeştirmeye çalışır. Bir milletin kültür dünyası, çeşitli etnik kültürleri bünyelerinde toparlayacak ve onlara kendilerini o topluma ait hissettirecek esneklikte oluşur. Farklı kültürler, içlerinde esasen onları birbirlerinden ayırt eden özgün nitelikler taşır ancak bunların birbirlerinden bütünüyle farklı oldukları, hiçbir ortak özellikleri bulunmadığı düşüncesi doğru değildir.

B. Medeniyet

Kültür bir millete özgü olduğu hâlde medeniyet milletlerarasıdır. Kültür; bir milletin din, ahlak, hukuk, akıl, estetik, dil, ekonomi ve fen hayatlarının uyumlu bir bütünüdür. Medeniyet ise birçok milletin sosyal hayatlarının ortak bir bütünüdür. Mesela Avrupa milletleri arasında ortak bir Batı medeniyeti vardır. Bu medeniyetin içinde birbirinden ayrı ve bağımsız olmak üzere millî kültürler (İngiliz kültürü, Fransız kültürü, Alman kültürü vb.) barınmaktadır. Bunun dışında İslam medeniyeti için de aynı durum geçerlidir. Bu medeniyetler içinde değerlendirilen Arapların, Türklerin, Farsların bir yandan kendilerine özgü millî kültürlerinden söz edilebilir. Diğer yandan da ortaklıklarından ve benzerliklerinden hareketle bir İslam medeniyetinden söz edilebilir.