İktidarın Kaynağı Nedir, İktidar Gücünü Nereden Alır?

İktidarın Kaynağı Nedir, İktidar Gücünü Nereden Alır?

İktidar, yönetenlerin, yönetme yetkisini, idareyi elinde bulundurmasıdır. Başkalarının otorite dediği şeye iktidar diyen Duverger, iktidarı şöyle tanımlar: “Kullanıldığı toplumun normlarına, inançlarına ve değerlerine uygun şekilde oluşan bir etki (ya da güç) biçimidir.”

İktidar devletin bir öğesidir çünkü devlet, bağımsız ve sınırları belli bir toprak parçasında hak ve hukuku belirleyen, toplumu ve bireylerini yöneten, denetleyen ve koruyan bir güce sahiptir. Bu güçten yoksun bir devlet, devlet olarak tanımlanamaz. Fakat hiçbir devlet de yönetme gücünü, elinde bulundurduğu iktidardan tek başına alamaz.

Siyasal iktidarın yasa, emir ve eylemlerinin birey ve toplum açısından kabul edilmesinin tek dayanağı meşruiyet (yasaya uygunluk)tir. Yani iktidar, toplumun ve bireylerin çıkar ve isteklerine hizmet ettiği sürece meşruiyet kazanmaktadır. Çünkü iktidar toplumsal rızaya dönüşmedikçe bir zoru, zorunluluğu ve zorbalığı temsil eder. Baskı, darbe ve kaba kuvvet meşru olmayan otorite kaynaklarıdır.

Siyaset felsefesinin üzerinde durduğu sorulardan biri de devlet iktidar gücünü hangi kaynağa dayandırarak meşru kılmaktadır? İktidarı meşru kılan kaynak nedir?

Siyaset felsefecilerden Max Weber (1864-1920)’e göre iktidar, yani yöneten otorite gücünü üç kaynaktan alır: geleneksel otorite, karizmatik otorite, demokratik veya hukuksal otorite.

Geleneksel Otorite

Geleneksel Otorite

1.Geleneksel Otorite: Bu otorite kaynağını gelenek ve yerleşik inançlardan alır. Bu otorite türü, geleneklerin hâkim olduğu, değişmeye kapalı ve gelişmenin çok yavaş olduğu durağan toplumlarda ve kurumlarda görülür. Feodal toplum veya ataerkil toplumlar, geleneksel otoriteyi elinde bulunduran yöneticiler tarafından yönetilir. İktidarın, devlet başkanının yaşamı boyunca elinde kaldığı, yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin tek bir kişinin (kral, padişah, çar gibi) elinde olduğu monarşik ve teokratik yönetimlerde iktidarın kaynağı geleneklerdir. Bu gelenekler; iktidarın “ya babadan oğula geçme geleneği” ya da “iktidarı elinde bulunduranların Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisi olarak” kabul edilmesi gelenekleridir.

Eski Mısır ve Roma İmparatorluğu döneminde olduğu gibi imparatorun ya bizzat Tanrı’nın kendisi olduğuna inanılır ya da eski Avrupa’nın Hristiyan kralları ile bazı İslam devletlerinin halifelik anlayışında olduğu gibi padişahların gücünün onlara Tanrı tarafından verildiğine inanılır.

Mustafa Kemal ATATÜRK

Mustafa Kemal ATATÜRK

2.Karizmatik Otorite: Karizma “lütuf, Tanrı vergisi” anlamına gelir. Karizmatik otorite, doğrudan doğruya yönetici veya liderde doğuştan getirildiği ve olağanüstü olduğu kabul edilen bireysel güç ve niteliklerinin (kahramanlığı, eşsiz adaleti, üstün bilgisi gibi) bulunduğu inancına dayanır. Peygamberlerin (Hz. Muhammed gibi), kurtarıcıların (Atatürk gibi), bilge kralların (Aliye İzzetbegoviç, Gandi gibi) bu tür karizmatik özelliklere sahip olduğuna inanılmakta, insanlar bu kişileri önder, lider olarak kabullenmekte ve karizma sahibine itaat etmektedirler çünkü halk tarafından bağımsızlığın ve özgürlüğün simgesi olarak kabul edilen karizmatik liderin, tüm eylemlerinin her zaman halkın iyiliği ve doğruluğu için olduğu inancı vardır.

3.Demokratik veya Hukuksal Otorite: Bu otoritenin kaynağı insanın kendi akıl ve iradeleriyle oluşturdukları yazılı hukuk kurallarıdır. İktidarın meşruiyeti “halka” ve “millete” dayanır. Bu iktidar biçiminde halk kendisini yönetecek kişiyi ve kendisini temsil edecek vekilleri seçimle belirler. Vatandaşlar seçtikleri temsilciler aracılığıyla iktidarda söz sahibi olur. Hukuk kuralları hem yönetenleri hem de yönetilenleri bağlar. Yönetenler belli kurallar çerçevesinde iktidara gelir ve iktidar gücünü kullanır.

Yönetilenler siyasal iktidara şu nedenlerden ötürü rıza gösterir: Sağladığı güvenlik; bireyler için hayata geçirdiği eşitlik; temin ettiği özgürlük. Devletin örgütlenme yapısında kuvvetler ayrılığı ilkesi geçerlidir. J. J .Rousseau, J. Locke, D. Hume bu görüşün savunucularındandır.