Hukuk Alanında Yapılan İnkılaplar

Hukuk Alanında Yapılan İnkılaplar

Toplumsal kurallar arasında önemli bir yere sahip olan hukuk, halk egemenliğine dayalı çağdaş devletin en önemli niteliklerinden sayılmaktadır. Hukuk kurallarıyla vatandaşlar arasındaki ilişkiler düzenlenir. Toplum düzeninin sağlanması, hakların ve özgürlüklerin kullanım biçimi, egemenliğin kullanılması yöntemi, devlet organlarının işleyişi hukuk kurallarıyla düzenlenir.

Devletin vatandaş, vatandaşın da devlet karşısındaki hakları ve görevleri belirlenir ve uygulanır. Hukuk kuralları, dünyada ve uygulandığı ülkede yaşanan her türlü gelişmeyi dikkate alarak toplumun ihtiyaçlarına göre yenilenir. 19. yüzyıla kadar Osmanlı Devleti’nde şer’i ve örf hukuk sistemi bulunuyordu. Gayrimüslimler ve yabancılarla ilgili farklı hukuk uygulamaları vardı.

19. yüzyılda, Tanzimat Dönemi’yle birlikte Batı’daki gelişmelerin de etkisiyle hukuk alanında çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Ancak bu düzenlemeler hukuk alanındaki karmaşayı önleyememiştir. Hukuk birliğinin bulunmadığı Osmanlı Devleti’nde bu durum çeşitli sorunların yaşanmasına neden olmuştur.

Osmanlı hukuku, özellikle kadın hakları konusunda yetersiz kalmıştı. Ekonomik ve ticari hayatı düzenleyen kurallar, ihtiyacı tam olarak karşılayamıyordu. Ceza yasalarının kişilerin güvenliğini tam olarak sağlayamaması ve modern ceza hukukuna uymaması da bir diğer eksiklikti.

Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte devletin laik bir yapıya kavuşturulmak istenmesi hukuk kurallarının da laik hale getirilmesi ihtiyacını ortaya çıkardı. Osmanlı hukuk sisteminin sürdürülmesinin mümkün olmadığının anlaşılması üzerine, hukuk kurallarını yenilemek ve çağdaş hale getirmek zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

Millî birlik esasına dayanan yeni Türk Devleti’nin kurulmasıyla bireyin ve toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte hukuk kurallarının yapılması için çalışmalara ağırlık verildi.

Kısaca Konu Başlıkları

Türk Medeni Kanunu’nun Kabul Edilmesi (17 Şubat 1926)

Özel hukukun önemli bir dalı olan medeni hukuk, kişiler ve toplum için önemli olan doğum, ölüm, miras, evlenme ve boşanma gibi işlem ve ilişkileri düzenleyen kurallara denir. 19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde Mecelle adı verilen bir medeni kanun hazırlanmıştı. Fakat bu kanun laik bir yapıda değildi.

Zaman içinde çeşitli değişiklikler yapılmasına rağmen toplumun ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalmıştı. Cumhuriyetin ilanıyla demokratik bir devletin ihtiyaçlarına cevap verebilecek yeni bir medeni kanun yapılması ihtiyacı ortaya çıkmıştı.

Bu amaçla bir komisyon kurulmuş ve çeşitli Avrupa ülkelerinin medeni kanunları incelenmiştir. Türk toplumunun yapısına uyan ve ihtiyaçlarını karşılayacak özellikler taşıyan, laik bir yapıda olan İsviçre Medeni Kanunu’nun alınmasına karar verilmiştir.

İsviçre Medeni Kanunu, Avrupa’daki medeni kanunların en yenisi olması, sorunlara pratik çözümler getirmesi, dilinin açık ve anlaşılır olması gibi özelliklerinden dolayı tercih edilmiştir. Türkçeye çevrilen ve toplumun ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenen bu kanun, 17 Şubat 1926’da Türk Medeni Kanunu olarak kabul edildi ve 4 Ekim 1926’da yürürlüğe girdi.

Türk Medeni Kanunu ile:

  • Tek eşle evlilik kabul edildi ve evliliğe yaş sınırı getirildi.
  • Evlenmede kadının rızasının alınması zorunlu hale getirildi.
  • Evlilikte resmi nikah zorunlu oldu.
  • Mirastan kadın ve erkeğin eşit pay alması sağlandı.
  • Mahkemelerde kadın ve erkeğin şahitliği eşit sayıldı.
  • Kadınlara istediği mesleğe girme hakkı tanındı.
  • Kadınların boşanma hakkı erkeklerle eşit hale getirildi.

Medeni Kanun’la kadın-erkek tüm vatandaşların hakları, medeni ülkelerde olduğu gibi güvence altına alındı. Kadınlara sosyal ve ekonomik haklar verildi. Toplumun temelini oluşturan aile kurumunun yasal bir güvence altına alınmasıyla sağlıklı bir toplumun oluşturulması konusunda önemli bir adım atıldı.

Türk Medeni Kanunu’nun kabulüyle Türkiye’de yaşayan gayrimüslim vatandaşlar, Lozan Antlaşması’yla kendilerine tanınan haklardan vazgeçtiklerini bildirdiler. Bu isteklerinin hükûmet tarafından kabul edilmesiyle Avrupa devletlerinin bu konuda iç işlerimize karışmaları engellenmiştir.

Bu arada, patrikhane ve konsoloslukların mahkeme kurma yetkileri de sona ermiştir. Türk Medeni Kanunu’nun yanı sıra hukukun diğer alanlarında da önemli düzenlemeler yapıldı. Yeni mahkemeler, barolar ve tapu sicil teşkilatı kuruldu. 1925 yılında Ankara’da ülkenin hukukçu ihtiyacını karşılamak amacıyla Ankara Hukuk Mektebi açıldı.

İtalya’dan 1926’da Ceza Kanunu; İsviçre’den 1926’da Borçlar Kanunu ile Hukuk Usulü Kanunu ve 1932’de İcra ve İfas Kanunu; Almanya’dan da 1926’da Ticaret Kanunu, 1929’da Ceza Muhakemeleri Usulü ve Deniz Ticaret Kanunları alınarak hukuk sistemi yenilenmiş ve çağdaş hale getirilmiştir.

İnkılap Tarihi Ders Notları

Oy
Konuyu Değerlendir