Aristoteles Kimdir? Neyi bulmuştur? Aristo’nun Hayatı

Aristoteles Kimdir? Neyi bulmuştur? Aristo’nun Hayatı

Mart 23, 2018 1 Yazar: Recep Bayoğlu

Aristoteles Kimdir? Neyi bulmuştur? Aristo’nun Hayatı


Aristo, M. O. 384 yılında, Selanik civarında, Stageira kasabasında dünyaya gelmiştir.

Babası Nikomachos, Makedonya kral ailesinin doktoru ve aile dostudur. Aristo’nun Ataları arasında birçok hekimler vardır. Kendisinin hekimliği meslek edinmiş bir aileden yetişmesi, onun, denemeci ve gözlemci düşünce gidişi üzerinde tesirsiz kalmamıştır.

Aristoteles Akademi Yılları

Aristo, 17 yaşında iken Eflatunun Akademisine girmiş ve üstadın ölümüne kadar, yirmi yıl boyunca, onun derslerini dinlemiştir. Aristo, daha Eflâtunun öğrencisi olduğu sırada da yazılar yazmıştır. Ancak, bu ilk gençlik devri diyalogları, açıktan açığa Eflâtunun tesiri altındadır.

Aristo, bu yazılarında, ruhun ölümsüzlüğüne ve ideler nazariyesine inanmaktadır. Ancak sonraları, kendi felsefesi ve kendi düşünceleri geliştiği ölçüde, Eflatun felsefesinden ve mistisizminden uzaklaşmıştır.

Aristoteles Kimdir? Neyi bulmuştur? Aristo’nun Hayatı

Aristoteles (MÖ 384-322)

Aristo, Eflâtunun ölümünden sonra, Prens, Hermeias’ın davetlisi olarak, Anadolu sahillerinde bulunan Assos şehrine gitmiş ve burada, Akademicilerden meydana gelmiş olalı bir çevrede, dersler vermiştir. Filozof, daha sonra, Kral Philip tarafından o zaman 13 yaşında bulunan oğlu İskender’i yetiştirmek üzere, Makedonya’ya davet edilmiştir.

Aristo, İskender’in yetiştirilmesine ömrünün bir kaç yılını vermiştir. Filozof ile öğrenicisi arasındaki dostluk ve yakınlık bağları, İskender’in sonraları hele ahlâk ve siyaset alanında Aristo’nun görüşlerinden tamamı tamamına uzaklaşmasına rağmen, uzun yıllar sürmüştür.

İskender, o devirde bilinen dünyayı fethetmek gayreti ile Asya seferine çıkınca, Aristo da Atina’ya dönmüş ve Leykeion gymnasion’unda, Peripatos adını taşıyan, kendi mektebini kurmuştur. Aristo, mektebinin başında, ölümüne kadar 13 yıl çalışmalarda bulunmuştur.

Peripatos mektebi, Aristo’nun ölümünden sonra da dağılmamış, tıpkı Eflâtunun Akademisi gibi, ilmi ve felsefi düşüncenin merkezi olarak, yüzyıllarca sürmüştür. Aristo Mektebi ile birlikte, ilimde uzmanlık ve iş bölümü de başlamıştır. Aristo, her hangi bir konuyu düzenli ve birlikli bir şekilde inceleyen ilmi eserler vermiştir.

Âlemi, ayrı ayrı alanlara ayırıp, her alan için ayrı bir ders kitabı yazan ilk bilgin Aristo olmuştur. Aristo’nun en önemli eserleri, mantığa, metafiziğe, fiziğe, yani, gerek tabiat felsefesine, gerekse, organik ve anorganik tabiatla uğraşan ilim kollarına ait olanlardır.

Bunlardan sonra, ahlâkla ve devlet felsefesi ile ilgili olan önemli eserleri ile sanat hakkında yazmış olduğu eserleri gelir.

Aristo’nun ele aldığı konunlar, hemen hemen bütün bilgi kollarını kuşatır.

Aristoteles Sözleri

  • Eflatun’u severim ama gerçeği daha çok severim.
  • Kanun düzendir, iyi kanun iyi düzendir.
  • Her devinim, ne denli hızlıysa o denli devinimdir.
  • Yüreklilik güçle birleşince büsbütün artar.
  • Hukuk her şeyin üzerinde olmalıdır.
  • Demokrasi despotizmin en ileri şeklidir.
  • İnsanlar bir açıdan iyi pek çok açıdan kötüdür.
  • İnsan, doğası gereği siyasi hayvandır.
  • İnsan politik bir hayvandır.
  • İyi rejimler arasında demokrasi en kötüsüdür, ancak kötülerin en iyisidir.
  • Yaratılış bakımından bütün kişiler öğrenmek isteği içindedirler.
  • Kimse tesadüfle veya onun vasıtasıyla doğru ve akıllı olmaz.
  • İnsan ve hayvan arasındaki tek fark düşünmektir düşünebilen.
  • Yanlış yoldan gitmenin birden çok yolu vardır.  Ama doğruyu yapmanın tek bir yolu bulunur.
  • Yanlış yapmak bu yüzden kolay, doğruyu bulmak ise bu yüzden zordur.
  • İnsanoğullarının yönetimi sanatı üzerinde düşünen herkes, devletlerin geleceğinin gençlerinin eğitimine bağlı olduğu konusunda ikna olmuşlardır.
  • İnsanlar arzularına son olmadığı için, bu arzuları tatmin edecek vasıtalara da son olmamasını isterler.
  • İlkeler ya da ilk nedenler bilimidir felsefe.
  • Hayatı bir şölen sofrası gibi bırakmalı, ne susuz ne de sarhoş olarak.
  • Tek mantık düşünebilmekse; evet, akıllıyız. Hiçbir dahi, biraz çılgınlık karışımından yoksun olamaz.
  • Hiç kimse rastlantıyla ya da onun aracılığıyla doğru ve akıllı olmaz.
  • Yalnızlık vahşi hayvanlara yada tanrıya mahsustur.
  • İyi iki anlama gelir: birisi mutlak iyidir. Diğeri ise birisi için iyi olandır. Utanç gençlerin süsü, yaşlıların yüz karasıdır.

Aristoteles (M.Ö. 384-322) Felsefesi

#Aristoteles 17-18 yaşlarındayken Platon’un Akademisine girmiş ve filozofun ölümüne kadar (367-347) 20 yıl onun derslerini dinlemiştir. #Platon’un öğrencisi iken ruhun ölümsüzlüğüne ve ideler nazariyesine inanmaktadır. Daha sonra kendi düşünceleri geliştiği oranda Platon düşünce ve mistisizminden uzaklaşmıştır.

#İskenderi yetiştirmek için Makedonya’ya davet edilmiş olan Aristoteles, 343-340 yıllarında İskender’in eğitimiyle uğraştı. Bu kral öğrenci ile dostane ilişkileri uzun zaman devam etti. Büyük İskender, o devirde bilinen dünyayı fethetmek amacıyla seferler düzenliyordu. Bunların bazılarında Aristoteles de ona refakat etti. Daha sonra Atina’ya gidip yerleşti ve orada kendi okulunu kurdu. (LykeionLikeon) veya Peripatos Okulu.

Aristoteles, düzenli ve birlikli eserler vermiştir. Âlemi ayrı alanlara ayırarak, her alan için ayrı bir ders kitabı yazan, antik Yunanda ilk bilim adamı Aristoteles olmuştur. Çok sayıda hekim yetiştirmiş bir sülaleden gelen Aristoteles, içinde yetiştiği aile geleneğine uyarak küçük yaşlarda gözlem yapmaya alışmıştır. O, doğayı olduğu gibi, yani duyumlarımıza göründüğü biçimiyle bilmek ister ve bu yönüyle Platon’dan tamamen ayrılır. Platon’a göre “bilmek eşyanın ideal şekillerini tanımak demektir.

Söz gelişi, insanı incelerken; insanın nasıl olduğunu değil, nasıl olması gerektiğini araştırmak gerekir. Aynı şekilde devleti kavramak, onun ideal görünüşünü çizebilmek demektir. Yani Platon için bir şeyi bilmekle bu şeyin idesini bilmek eşdeğerdedir. Oysa Aristo tam tersine, özellikle de ‘tek tek şeylerle’ ilgilenir.

Aristoteles Eserleri:

1- Mantık veya Organon ismi altında birleştirilmiş eserleri ve Psikoloji, bilmek, bir ruh incelemesi v.s.
2- Fizik bilimleri: Fizik hakkında 8 Kitap, Bir Gök İncelemesi, Problemin 38 Bölümü, Hayvanlar Tarihi, Bir Bitkiler İncelemesi.
3- Metafizik: 14 kitap.
4- Ahlâkî bilimler: Nikomakhes’a Etik, Büyük Etik, Eudemos’a Etik, Politika veya Cumhuriyet, Ekonomi.
5- Edebiyat: Belağat İlmi (Réthorique) ve Şiir Sanatı (Poétique).

Aristoteles Felsefesi Temel Özellikleri

Aristoteles bir tabiat bilgini olduğu için varlıkları oldukları gibi, gerçeklikteki görünüş ve şekilleri nasıl ise öylece kavramak ister. Platon için ideal şekillerin nasıl olduğu önemlidir.

Platon tümel kavramların gerçekliklerini ileri sürerken Aristoteles, bunların gerçekliklerini kabul etmez. Aristoteles’e göre reel olan varlıklar, elimizle tuttuğumuz ve gözümüzle gördüğümüz varlıklardır. Bilimin görevi, tek tek varlıkların gözlenmesinden kalkarak, onları sınıflara ayırmak, bu sınıflardan kalkarak sistemlere yükselmektir. Bu düşüncesiyle Aristoteles, antik Yunan dünyasında sistematik çalışmayı ortaya koyan ilk düşünürdür.

Aristoteles ilk felsefe tarihçisidir. Metafizik isimli eserinde, kendinden önceki felsefenin bir değerlendirmesini ve tarihini verir. Aristoteles, İlk Felsefe ismini verdiği kitabında evrenin ilk ve son nedenlerini araştırır. Bu eser sonradan Metafizik adını almıştır. Tanrı’nın kendisi nedenler nedeni olduğu için, Aristoteles’in Metafiziği, aynı zamanda teoloji adını da almıştır. İlk felsefe genelin bilgisidir. İnsan genelin bilgisine varırken mantığını ve mantık metotlarını kullanır. Mantık felsefenin âleti, diğer bilimlerin dayanmak zorunda olduğu temelidir.

Antik Yunan dünyasında mantığı sistemleştiren Aristoteles olmuştur. Mantık düşüncenin formlarını ve yasalarını belirleyen bir temel bilgidir. Aristoteles mantığı formel, metodolojik ve ontolojik bir özellik taşır. Aristoteles’e göre düşünce eylemi varlıkların ve varlıklar arasındaki münasebetlerin, zihnimizdeki bir aksidir. Bundan dolayı düşünce eylemi gerçeklik dünyasına uygundur.

Aristoteles’e göre eşya kendini bize dikte ettirir.

Aristoteles’e göre eşyanın gerçek sıfatları duyumlar yoluyla kavranır. Zihin kategorileri, gerçeklik dünyasındaki varlık formlarının subjektif bir yansımasıdır. Bu bakımdan zihin kavramları, varlıkların gerçek özlerinin de ifadesidir. Öyle ise gerçek bilgi, kaynağını duyu verilerinde bulan kavramlı bilgidir. Aristoteles, Platon gibi doğuştan kavramların varlığını kabul etmez. Filozofa göre insan aklı sadece deneyimden kalkarak kavramlara ulaşır. Daha sonra bu kavramlara dayanarak hükümler verir ve kıyasa kadar yükselir.

İdeler nazariyesi Aristoteles’in olgunluk devrinde eleştirdiği bir nazariyedir. Aristoteles’in hocası Platon’a yaptığı eleştiriler Metafizik isimli eserinin birçok yerinde bulunmaktadır. Aristoteles’e göre ideler dünyası, görünüşler dünyasının sebebi değildir. Zira, sebebi olma düşüncesi ne ispat edilebilir, ne de kavranabilir. Bu bakımdan Aristoteles’e göre varlıklar hakkındaki bilgiyi ideler kanalıyla elde etmeye imkân yoktur; idelerin, varlıkların özünü meydana getirdiği düşüncesi de savunulamaz. Filozofa göre, varlıkların dışında, başlı başına bir tümel de yoktur. Hocasının düşüncelerine karşı eleştirilerini artıran Aristoteles, bir taraftan da kendi metafiziğini oluşturur. Ona göre Varlığı, görünüşler dünyasının dışında değil, duyularımızla algıladığımız gerçeklik âleminin içinde aramak lazımdır. Böylece hocasının iki âlem ve ideler görüşünü reddeden Aristoteles’e göre ide veya cins, tek tek varlıkların dışında değil içinde bulunur.

Aristoteles gerçek varlıkların, şekil veren kuvvetle, şekil kazanan maddeden meydana gelmiş “syntetik” birer birlik olduklarını ileri sürmüştür. Madde ile formun birliği, Aristoteles’e göre yalnız zihinde, düşüncede ayrılabilen metafizik bir birliktir. Gerçeklikte bu iki unsurun birbirinden ayrı olarak ortaya çıkmaları mümkün değildir.

Aristoteles’e göre ne madde, ne de form belli bir zamanda meydana gelmemişlerdir.

İkisi de sonsuzdur. O halde madde ve form, oluşu açıklamak için zorunlu üretilmiş değil, yeterli iki ilkedir. Madde dayanaktır. Form, maddeyi belli bir şey ve gerçek yapan unsurdur. Tabiatın bütün varlıkları madde ve formun birleşimidirler.

Sebepler kendi başlarına yeterli olmazlar. Eğer evren sürekli ise, sürekli olarak yetersiz ve tamamlanmamıştır; sürekli olarak o, kendini anlaşılır ve gerçek kılan yeterli bir akla muhtaçtır. Güncel bir iyinin etkisiyle her güç fiile geçer. Özel konuda gerçek olan şey, olayların bütününde de gerçek olur; ikinci sebepler serisinin üstünde ve dışında, ezelî ebedî bir ilk neden kabul etmek gerekir; nihayet ilk hareket ettiricide, varoluşunu ve olgunluğunu haklı kılmak için daha yüksek bir gerçeğe ihtiyacı olmayan bir gerçekte karar kılmak zorunludur. Bu ilk hareket ettiricinin kendisi hareketsizdir. Böylece Tanrı her düzenin ve her olgunluğun ilkesidir. Var olan her şeyin amaç (final) nedeni olan Tanrı gerçek hareket ettirici nedendir.

Aristoteles’e göre tabiattaki organik gelişmeler, belli bir hedefe göre gerçekleşen teleolojik bir oluşmadır. Her varlığın içinde kendi hedefleri saklıdır. Her tohumun içinde, o tohumdan bir gerçekliğin ortaya çıkmasını sağlayacak kuvvet saklıdır.

Dört Neden

Bir evin fail nedeni sanat veya mimar; ereksel nedeni, bu evin yerine getirdiği işlev; maddi nedeni toprak ve taşlar; formel nedeni ise onun tanımıdır.

  1. Maddî neden, söz konusu oluşumun meydana geldiği ham madde.
  2. Şeklî (formel) neden, tam olarak gerçekleştirildiği zaman, nesnede
    şekillenmiş olan örnek ya da yapı.
  3. Fiilî neden, olguyu etkin olarak üreten aktif oluşum.
  4. Gai neden, oluşumun yönlendirildiği sonuç ya da amaç.

Aristoteles’e göre âlemdeki oluşum, Tanrı’nın âleme verdiği ilk hareketle başlamıştır. Bu hareket sonunda yine Tanrı’ya ulaşmak ister. Tanrı’ya doğru yükselmekte olan bu âlemdeki bu oluş birtakım basamaklara ayrılır. Bu yükselişteki ilk basamağı cansız doğa, yani dört unsur su, hava, toprak, ateş oluşturur. İkinci basamağı bitkiler âlemi oluşturur. Bitkiler sadece beslenirler ve ürerler. Üçüncü basamağı hayvanlar âlemi oluşturur. Hayvanlar beslenir, ürer, yer değiştirir ve algılarlar. Dördüncü basamağı insanlar âlemi oluşturur.

İnsan kendisinden daha aşağı basamaklarda bulunan varlıkların niteliklerine sahip olmakla beraber, yani beslenmek, his ve hareket etmek kabiliyetinde olmakla beraber, akla ve düşünme gücüne de sahiptirler. İnsan bitki ve hayvandan, kendi hareketlerini akıl hakimiyetinde yürütmesi ve eylemlerini belli bir hedefe göre yapışıyla ayrılır. İnsanın en yüksek özelliği düşünmek ve bilmektir.

Aristoteles’e göre Tanrı aktif düşünce olduğu için, insanı Tanrı’ya ancak düşünce hayatı yaklaştırabilir. Tanrı kendisini düşünen bir varlıktır. Tanrı’da akıl, âkil ve mâkul birdir.

Aristoteles’e göre evren, merkezinde dünyanın bulunduğu düşünülen, mükemmel bir küredir. Bu evren ay üstü âlemi ve ay altı âlemi olarak ikiye ayrılır. Ay üstü âlemi eterden, ay altı âlemi ise dört unsurdan oluşur. Ay üstü âleminde dairesel hareket, ay altı âleminde ise düzgün doğrusal hareket söz konusudur. Cisimler ağırlığına göre uzayda yer alırlar. Ağır cisimler evrenin merkezi yönünde hareket ederler. Bunların yeri evrenin merkezidir. Buna karşılık hafif unsurlar yukarıya doğru yükselirler.

Aristoteles’in insan Anlayışı

Aristoteles’e göre akla sahip olan insan, diğer yeryüzü varlıkları arasında Tanrı’ya en çok benzeyen ve en çok yaklaşmış olanıdır. Hayvanlarda bulunmayan Logos’a, anlamlı söze sahip olan tek varlık insandır.

Aristoteles ruhu üç basamağa ayırır: Bitkisel ruh, ruhun alt basamağıdır. Bitkiler, hayvanlar ve insanlarda müşterek bulunur. Bitkisel ruh beslenir, büyür ve neslini sürdürür. Hayvansal ruh, ruhun ikinci basamağını teşkil eder. Bu ruh hayvanlar ve insanlarda müşterektir. Hayvansal ruh, bitkisel ruhtan farklı olarak algılama ve hareket etme kabiliyetine sahiptir.

Bitki yalnızca beslenir, oysa hayvan ve insan hem beslenir hem de hareket etme becerisini gösterir, aynı zamanda çevredeki olayları algılayabilirler. İnsan ruhu, ruhun üçüncü basamağını oluşturur. Bu basamaktaki ruh sadece insanda bulunur ve en önemli özelliği akıl yeteneğine sahip olmasıdır. İnsanın akıl sayesinde, hareketlerini belli bir amaca göre düzenleme yeteneğine sahip olması onu, hayvanlardan ve bitkilerden ayırır. Hayvansal ruh bitkisel ruha, insan ruhu da hayvan ruhuna hakimdir. Akla sahip olan insan ruhu aynı zamanda bilen bir ruhtur. Aristoteles’e göre ruh basamaklarındaki aktiflik, aşağıdan yukarıya doğru çıkıldıkça artar.

Aristoteles’in Ahlâk Görüşü

Yunan felsefesinde önemli rol oynayan unsurlardan biri de mutluluktur. Bütün çaba ve gayretlerin hedefini mutluluk oluşturur. Mutluluğun ne olduğu araştırılırken de ahlak problemi ortaya çıkar.

İnsanın tüm çalışma ve eylemlerinin akla uygun olması gerekir, bu hayat erdeme uygun eylem demektir. Erdem akla uygun harekettir.

Aristoteles’e göre ahlakı tüm diğer ilimlerden ayıran husus, teorik bilginin değil, eylemin şart olmasıdır. Ahlakta esas olan ahlakın bilgisine değil, kendisine sahip olmaktır, yani ahlakın ilke ve esaslarını bizzat yaşamaktır. Ahlakta bilgi değil etki önemlidir. Erdemi kendi şahsında gerçekleştiren insan mutlu insandır. Mutlu insan, bütün eylemlerini aklın ve erdemin kurallarına göre ayarlar ve dünya nimetlerinden ölçülü bir şekilde faydalanır. Aristoteles’in Nikhamokhas’a Etik’i her şeyin bir iyiyi gaye edindiği ifadesiyle başlamaktadır. Filozofun iyi kavramını bir temel gaye neden olarak inşa ettiği görülmektedir.

Orta olma İlkesi: Filozofa göre ahlaki erdem, iki aşırılık arasındaki doğru olan noktayı bulmaktır. Bu da akıl ile bulunabilir. Bunun için Aristoteles’e göre akla dayanmayan ahlaki erdemden söz edilemez. Orta olma kavramı kişinin genel olarak bulunması gereken ahlaki durumu ifade etmektedir.

Aristoteles’e göre tikel hususlarda ahlaki olmada akıl yürütecek olan pratik akıldır. Akıl yürütmede teorik aklın sunduğu hakiki gayeye uygun tarzda pratik akıl işlev görür.Pratik akıl kaynaklı tikel yargı onu eyleme dönüştürür. Dolayısıyla tecrübe de oldukça önemlidir.

Aristoteles’in Siyaset Anlayışı

Aristoteles’e göre ahlâk sorunu, ancak devlet sinesinde çözülür. Devletin hedefi, vatandaşların yalnızca maddî varlıklarının değil, ahlâkî hayatlarının da korunması ve geliştirilmesidir. Aristoteles’e göre devlet için en önemli problem eğitimdir. Aristoteles devleti, toprak sahibi bir Polis, şehir devleti olarak düşünür, devleti büyük bir organizma kabul eder. Aristoteles’e göre devlet içinde “yurttaşlık hakkına sahip olan hür şahıslarla, yurttaşlık hakkına sahip olmayan köleler vardır. Aristo köleliği tabiî bir olgu sayar.

Aristoteles’e göre devletin iyi veya kötülüğü anayasa şekillerine değil,
yöneticinin tutum ve davranışlarına bağlıdır. İyi bir devlet şekli, yurttaşların mutluluğunu ve genelin iyiliğini ön plana alan devlet şeklidir. Eğer bir kral, halkın iyiliğini göz önünde tutar, genelin mutluluğunu sağlarsa o zaman monarşi de ideal bir devlet şekli olabilir. Baştaki kral kendi çıkarlarını öne çıkarırsa devlet şekli kötü bir idare sistemi haline gelir.

Aristoteles Kimdir? Konusuna farklı bir bakış açısı isterseniz Felsefe.gen.tr’nin konuyla alakalı makalesine BURADAN göz atabilirsiniz.