A’dan Z’ye Felsefe sözlüğü

A’dan Z’ye Felsefe sözlüğü

Kasım 5, 2019 0 Yazar: dilimiz

sözlüğü” 10. sınıf ders notları ve kitapları kullanılarak derlenmiştir.

Felsefe sözlüğü

A

Agnostisizm (bilinemezcilik): Tanrı’nın var olup olmadığının bilinemeyeceğini savunan görüştür. Bu görüşe göre Tanrı’nın var olup olmadığını ispatlayacak elimizde kesin bir kanıt yoktur. Sofistlerden Protagoras, Kant bir agnostiktir.

Ateizm (tanrıtanımazlık): Teizm’in zıddıdır. Ateizm evreni yaratan bir Tanrı anlayışını reddeder.

B

Bürokrasi: Devletin kamu hizmetlerini yürütmekle görevli, görevleri yasa ile belirlenmiş, uzmanlaşmış memur kadrosudur.

D

Deizm (yaratancılık): Deizm Tanrı’nın evreni kendi yasalarına göre işleyen bir düzen olarak yarattığını savunur. Ancak yaratan ve düzeni kuran Tanrı’nın evreni kendi başına bıraktığını kabul eder. Bu yüzden deizm dinsel dogma ve ilkelerin varlığını kabul etmez. Deizm’e göre Tanrı’nın vahiy, mucize gibi kanıtlara gereksinimi yoktur.

Determinizm (gerekircilik): İnsanın bütün eylemlerini kendi dışındaki koşulların belirlediğini ve bu yüzden insanın özgür olmadığını savunan ahlak görüşüdür.

Distopya: Korku ütopyalarıdır. Geleceğe yönelik korkuları yansıtır. Örneğin G. Orwell’ın 1984 isimli romanı ve A. Huxley’in “Cesur Yeni Dünya” romanı gibi.

Doğruluk: Bir önermenin nesnesiyle uyuşması durumudur.

Düalizm (İkicilik): İki ayrı tözü var kabul eden görüş. Descartes’a göre varlık madde ve ruh olmak üzere iki cevherden oluşur. Ruhun işlevi düşünmek, maddenin işlevi uzayda yer kaplamaktır. Evrendeki nesne dünyasındaki varlıklar salt madde, Tanrı ise salt ruhtur. İnsanda madde ve ruh bir aradadır.

E

Egoizm (bencillik): İnsan eylemlerinin kökeninde “ben sevgisi” vardır. Ahlak ise insanın kendini koruma güdüsünün dışa vurulmasından başka bir şey değildir. Bu görüşü savunan T. Hobbes’a göre insanda hayvanlarda olduğu gibi “kendini sevme” ve “kendini koruma” içgüdüleri vardır. Dolayısı ile insan doğası gereği “bencil”dir. Bencil olan insan her şeyden önce kendi “çıkar”ını düşüneceğinden evrensel bir ahlak yasası yoktur.

Egzistansiyalizm (varoluşçuluk):Var oluş özden önce gelir.” düşüncesi ile tanınmıştır. Bu akıma göre insan dışında her varlık önceden belirlenmiş bir özle dünyaya gelirler. İnsan söz konusu olduğunda onun önceden belirlenmiş bir kaderi yoktur. İnsan seçerek kendi kaderini yaratır.

Empirizm (deneycilik): Doğru bilgiye duyu verileri ve deneyle ulaşılabileceğini savunan akımdır. İnsan aklında doğuştan bilgi olmadığını ve bilgiye dış dünyadan gelen deney verileri ile ulaşılabileceğini ileri sürer. Bilginin kaynağı deneydir.

Entüisyonizm (sezgicilik): Kesin ve değişmez bilgilere sezgi aracılığı ile ulaşılabileceğini savunan akım entüisyonizmdir. Bilim ve zekâ olgusal dünyada iş görür fakat ahlak, inanç ve metafizik alanda zekâ eksik kalır. Onu tamamlayacak sezgiye ihtiyaç vardır.

Estetik: Doğada, sanatta, toplumda yani bütün alanlarda güzelliği konu edinen felsefe dalıdır. Kurucusu Alman Baumgarten’dır.

F

Fatalizm (kadercilik): İnsanın kaderin elinde bir oyuncak olduğunu ve kendi iradesi olmadığını savunan görüştür.

Felsefe: Bilgelik sevgisi anlamına gelir. İlk defa Pythgoras tarafından kullanılmıştır.

Fenomenoloji (öz-görüngübilim): Fenomenoloji pozitivizmin duyusal verileri yani olguları ön plana çıkaran anlayışına karşı “genel objeler”in ruhsal (tinsel) olarak kavranabileceği anlayışını ortaya koyar. Görünenler (fenomenler) içinde bulunan “öz” doğru bilgidir ve bu “öz” ancak bilinçle kavranır.

G

Gerçeklik: Var olanlara ait bir niteliktir. Varlıkların nesnel dünyada var olup olmadığını belirtir.

H

Hedonizm (hazcılık): Temel düşünceleri “Hazza yaklaş, acıdan uzaklaş.”tır. İnsan kendisine haz veren şeyleri yapar, acı veren şeylerden uzak durur. Bu yüzden maksimum düzeyde haz ve en az düzeyde acıyı sağlayan eylemlere odaklanmalıyız.

İ

İdealizm (fikircilik): Realizm içindeki tartışma zaman içerisinde iki ayrı felsefi görüşe dönüşmüştür. İdealizme göre duyularla algıladığımız varlıklar gerçek değildir. Sürekli değişen gerçek olamaz. Asıl var olan hiç değişmeyen, hep aynı kalan zihinsel varlıklardır. Dış dünya sadece bir yanılsama, bir gölgedir.

İndeterminizm: İnsanın bütün eylemlerinde özgür olduğunu, kendi eylemlerini özgürce seçtiğini savunur.

K

Karizma: Kişisel özelliklerden doğam etkileyicilik anlamına gelir. Max Weber’in egemenliğin kaynağı olarak kullandığı bir kavramdır. Karizmatik lider, kendinde var olduğuna inanılan olağanüstü güce dayanır.

Kritisizm (eleştiricilik): Kritisizm, bilginin deneyle başladığını ve aklın anlama yetisinin apriori (önsel) formları ile bilgiyi oluşturduğunu savunur. Bilgi akılla deneyin ortak ürünüdür.

L

Laiklik: Devletin vatandaşlarının inançlarına müdahale etmemesi ve bütün yurttaşların inançlarını özgürce yaşamasını temin etmesidir. Hukukun kaynağı olarak da belirli bir dini model almamasıdır.

Liberteryanizm (özgürlükçülük): İnsanın doğuştan özgür olduğunu ve özgürce seçimler yaparak kendi kaderini meydana getirdiğini savunur.

M

Materyalizm (maddecilik): Asıl gerçek olan duyumsadığımız varlıklardır. “Şu masa”, “şu insan”dır. Onun dışında ayrı bir gerçeklik yoktur. Metafizik varlıklar ancak bir yanılsamadır.

Meşruiyet: İktidarın yasallığını dayandırdığı nedendir. Meşru bir iktidar gücünü hukuktan alır.

Mitoloji (efsane): Toplumların evrenin var oluşu, kökeni ile ilgili üretmiş oldukları irrasyonel düşünceler, efsanelerin bütünü.

Monoteizm (tektanrıcılık): Tek bir Tanrı’nın evreni yarattığı inancıdır.

N

Neo-pozitivizm (analitik felsefe): Analitik felsefe felsefeye bilimlerin dilini analiz etmek işlevi yükler. Böylece felsefe düşünsel bir etkinlik alanı olmaktan çıkarılır, yalnızca dil analizleri yapan bir alan hâline getirilir. Felsefe bilimlerin dilini çözümleyecek onların kavram yapılarını araştıracaktır. Bunu yaparken de sembolik mantığı kullanacaktır.

Nihilizm (hiççilik): Nihilizm, varlığın var olduğunu reddeden görüştür. Varlık, ahlak, değer ve siyasetle ilgili bir karşı çıkıştır. Nihilist ne kesin bilgiye ne ahlaka ne de Tanrı’ya inanır.

O

Otadeterminizm: İnsanın kısmen özgür, kısmen ise kendi elinde olmayan koşulların etkisi altında olduğunu savunur.

Ö

Ödev ahlakı: Kant’ın ahlak anlayışıdır. Ona göre insanlar eylemde bulunurken şu yasayı izlemelidir. “Öyle davran ki davranışının temelinde yatan ilke bütün insanlar için geçerli olsun.” Yani özetle sana yapılmasını istediğini sende başkasına yap, sana yapılmasını istemediğini sende başkasına yapma. Ayrıca bu davranışları yaparken hiçbir çıkar gözetme. Sadece yasaya uygun olarak “iyi niyetle” yap.

Önerme: Doğru veya yanlış bir yargı bildiren cümlelere önerme denir.

P

Panenteizm (bütün tanrıcılık): Tanrı ve evren birdir. Fakat burada Tanrı evrenden bağımsız bir varlığa sahiptir. Tasavvuftaki vahdetivücut görüşü buna örnek verilebilir.

Panteizm (tüm tanrıcılık): Panteizm Tanrı ve evreni bir gören, özdeş gören anlayıştır. Bu görüş Tanrı’yı doğanın dışında düşünmez. Doğa ve Tanrı birdir. Doğanın dışında ayrı bir Tanrı yoktur. Hint, Budist öğretilerinde ve Spinoza’da görülür.

Politeizm (çoktanrıcılık): Birden fazla Tanrı’nın var olduğunu kabul eden görüştür. Yunan, Roma dinleri örnek verilebilir.

Pozitivizm (olguculuk) : Pozitivizm 19. yüzyıla damgasını vuran doğa bilimlerinden etkilenerek doğmuştur. Pozitivizm ancak deneye dayanan olgusal dünyanın bilinebileceğini ve bu bilgiye de bilim aracılığı ile ulaşılabileceğini savunur.

Pragmatizm (faydacılık): Pragmatizm, bilginin doğruluğu ile ilgilenmek yerine onun sağladığı fayda ve çözüm üretme gücüne bakar. Eğer bir bilgi işe yarıyorsa, bir sorunu çözüyorsa doğru, değilse yanlıştır. Pragmatizm, sonuç odaklı bir düşüncedir.

R

Rasyonalizm (akılcılık): Rasyonalizme göre zorunlu, kesin ve genel geçer bilgilere ancak akılla ulaşılır. O hâlde doğru bilginin kaynağı akıldır. Duyu organlarının verileri geçici ve doğruluğu kesin olmayan bilgilerdir ve bu verilere güvenilemez. Felsefe evreni ve insanı kavrarken aklı kullanarak doğru bilgilere ulaşabilir.

Realizm (gerçekçilik): Realizm varlığın insan bilincinin dışında insan bilincinden bağımsız olarak var olduğunu savunur. Realizm içerisinde asıl var olanın ne olduğu konusunda bir tartışma yaşanmıştır.

Retorik: Güzel söz söyleme ve hitabet sanatıdır. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalına da retorik adı veriler.

S

Septisizm (şüphecilik): Septisizme göre herhangi bir konuda kesin bir bilgiye ulaşma olanağı yoktur. Her iddia ve ona karşı çıkan düşünce aynı ölçüde doğru olabilir. Bu yüzden kesin yargılardan kaçınmalıdır.

Sivil Toplum: Resmi devlet kurumları dışında belirli görevleri yerine getirmek, yardımlaşma, mesleki dayanışma, iş birliği amacıyla kurulmuş hükûmet dışı organizasyonlardır.

Sofizm: Sofistler felsefe tarihinde ilk şüphecilerdir. Herkes için geçerli bir bilginin olanaksızlığını savunurlar. İnsanı doğru bilginin ölçüsü kabul ederler. Doğruluğun rölatif (göreceli) olduğunu savunurlar.

Stoacılık: Dünya bir amaca göre düzenlenmiş sistemdir. Varlıklarda bu sistemde ahenkli bir bütündür. Bu bütünün bir parçası olan insan bütünün amacına uygun davranmalıdır. İnsanın amacı mutluluk ve erdemdir. Erdem doğaya uygun yaşamaktır. Hepsi insan iradesinin Tanrı iradesine uygun düşmesinden ileri gelir. İnsan kendini dünyanın gidişinden ayıramayacağına göre yapılacak iş dünyanın gidişini olduğu gibi benimsemektir. Bu nedenle insan gereksiz sıkıntı ve tasalardan uzaklaşmalıdır.

T

Teizm (tanrıcılık): Evreni ve insanı yaratan öncesiz ve sonsuz bir Tanrı’nın varlığını, Tanrı’nın aynı zamanda dünya ile sürekli ilişki içinde olduğunu kabul eden görüş teizmdir. Teizme göre Tanrı dünya ile ilişkisini dinler aracılığı ile kurar.

Temellendirme: Bir iddianın gerekçe ve dayanaklarının gösterilmesidir.

Tutarlılık: Bir düşüncenin kendi içinde çelişki taşımamasıdır.

Tümdengelim: Genel doğru ve yasalardan tek tek olaylara ulaşmayı amaçlayan bir yöntemdir.

Tümevarım: Tek tek olaylardan genel kavramlara ve yasalara ulaşmayı amaçlayan düşünme yöntemidir.

Ü

Ütopya: Bir yerde olmayan anlamına gelir. Filozofların geleceğe dönük ideal devlet düzeni tasarımlarıdır. Örneğin F. Bacon’ın “Atlantis”i, Platon’un “Devlet”i, T. Moore’un “Utopia”sı vb.

Y

Yeni ontoloji: Varlık sorununu 20. yüzyılda yeniden ele alan felsefi düşüncedir. Hartmann, varlığı en son şey olarak ele alır. Reel ve ideal varlık diye iki ayrı formda inceler.