|
|
||||
|
Goethe, Genç Werther'in
Acıları, Çeviren: Nihat Ülner, Ankara, 1997, sf. 9-11, Öteki Yayınları
10 MAYIS Bütün yüreğimle tadını çıkardığım tatlı ilkbahar sabahlarına benzer bu harika neşe bütün ruhumu sarıyor. Yalnız başınayım ve sanki özellikle benimki türünden bir can için yaratılmış olan bu çevrede yaşamanın keyfini çıkarıyorum. O kadar mutluyum ki arkadaşın, dingin bir varoluş duygusuna öylesine dalıp git-tim ki sanatımı bundan zararlı çıkıyor. Resim yapmak benim için olanaksız şu sıralarda, tek bir çizgi bile çizemem, ama hiç bir zaman şu anda olduğumdan daha büyük bir ressam da ola-mamışım. Sevgili ovamdan buğular yükseldiğinde, yüksekteki güneş, ormanımın geçit vermez karanlığımın yüzeyine vur-duğunda ve ancak tek tek ışınlar bu tapınağın içine gizlice ula-şabildiğinde, ben de derenin aşağıya döküldüğü yerde, yüksek otların arasına uzanmış olarak topraktaki binlerce bitki türünü şaşkınlıkla izleyip otların arasındaki küçük dünyamın kay-naşmasına, küçücük kurtların ve böceklerin sayısız ve an-laşılmaz biçimlerine yürekten yaklaştığında ve bizi suretine güre yaratmış olan sınırsız kudretin varlığını bizi sonsuz bir se-vinç içinde yüzercesine taşıyan ve koruyan sınırsız sevginin esenliğini duyumsadığımda; sonra da arkadaşım, alacakaranlığın gözlerime çökmesiyle, gökyüzü ve beni çevreleyen dünya bir sevgilinin görüntüsü gibi ruhuma çöktüğünde- işte o zaman, çoğu kez bir özlem duyuyorum ve düşünüyorum: keşke -ruhum sonsuz Tanrıyı yansıttığı gibi- içimdeki bu sıcak ve dolu yaşantıları ruhumun aynası olarak dışa vurup onlara kâğıtta can verebilsem. Ah, arkadaşım!.. Ama bu yaşantılar beni çökertiyor, bende beliren bu oluşumlardaki görkemin şiddeti beni yıkıyor.
12 MAYIS Acaba aldatıcı cinler buralarda
kol mu geziyor, yoksa yüreğimdeki sıcak, göksel hayal gücü mü çevremdeki
her şeyi benim için bir cennete çeviriyor? Kentin hemen dışında, Me-lusine'yle
kız kardeşlerini tutsak eden o çeşme gibi, beni tutsak eden bir çeşme
var. Küçük bir tepeden aşağıya doğru yü-rüyünce yirmi basamak kadar inen
bir içmenin girişini bulursun; basamakların sonunda, mermer kayaların
arasından en berrağından bir su kaynıyor. Yukarıda bu yeri çevreleyen
küçük duvar, gölge veren yüksek ağaçlar, mekânın serinliği, hepsi o denli
çekici, o denli ürpertici ki! Buraya bir saat de olsa oturmaya gelmediğim
tek bir gün yok. Sonra su almak için kızlar gelir kentten; bir zamanlar
bu önemsiz ama en gerekli işi kralların kızları yapardı. Burada otururken,
ataerkilliğin ideası, bütün o arkaik atalarımızın çeşme başında, oraya
gelen genç kızlarla tanış onlara talip olmaları ve iyilik dolu perilerin
çeşme ve kaynakların çevresinde uçuşmaları, canlı bir biçimde gözümün
önünde beliriyor. Ah, bunları duyumsamayanlar, uzun bir pazar günü yürüyüşünden
sonra bir çeşmenin serinliğini hiç tatmamış olsalar gerek. 13 MAYIS Kitaplarımı göndermeni isteyip istemediğimi sanıyorsun. Sevgili dostum, Tanrı adına senden dileğim onları benden uzak tutman! Yönlendirilmek, cesaretlendirilmek, coşturulmak is-temiyorum, bu yürek kendi kendine de yeterince kaynıyor; bana ninniler gerek, istediklerimi de bol bol buldum Homeros'ta. Kaynayan kanımı çoğu zaman Homeros okuyarak dinginleştirebildim; çünkü bu yürek kadar değişken, onun kadar kararsız bir şey görmemişsindir. Sana bunları anlatmam gerekir mi hiç, sevgili dostum; üzüntüden dizginsizliğe, tatlı bir karasevdadan çökerten bir tutkuya nasıl geçtiğimi görmek, senin sık sık katlanmak zorunda olduğun bir yük değil miydi? Üstelik de yüreğime hasta bir çocuğa bakar gibi bakıyorum: her isteğine izin veriyorum. Ama bunu kimseye anlatma; bana sitem edecek insanlar yok değil çünkü.
|
||||
|
Bütün hakları saklıdır
© FORSNET
|