|
Dil Bilgisi
SES BİLGİSİ - Ünsüz Fonemler
- Ünsüzlerle İlgili Özellikler
Ünsüz
Uyumu
Yukarıda ünsüz fonemlerin ötümlülük ötümsüzlük açısından
ikiye ayrıldığına değinilmişti. Ünsüz uyumu, ötümlülük-ötümsüzlük
benzeşmesidir. Yani bir sözcük ötümsüz ünsüzle bitiyorsa
ötümsüz ünsüzle başlayan bir ek alır; ötümlü ünsüzle
bitiyorsa ötümlü ünsüzle başlayan bir ek alır:
iş > iş-çi
kes- > kes-ti
üç > üç-te
kök > kök-ten
nazar > nazar-dan
dil > dil-de vb.
Türkçenin
bu özelliğinin de zaman zaman dikkate alınmadığı, işci,
kesdi, üçde vb yanlış söyleyiş ve yazılışların ortaya
çıktığı görülmektedir.
Ötümlüleşme-Ötümsüzleşme
Ünsüzlerin yumuşaması-sertleşmesi olarak bilinen bu
olay, Türkçede çok boyutlu ve zaman zaman kuraldışı
gelişmelerle doludur. Burada bu ses olayının tüm boyutları
değil, kullanıma en çok yansıyan, en çok hata yapılan
yönleri incelenerek bir özetleme yapılacaktır:
Türkçe Sözcüklerde:
*Eğer sözcük tek heceliyse ve p, ç, t, k ünsüzlerinden
biri ile bitiyorsa, ünlü ile başlayan bir ekten önce
iki ayrı gelişme ortaya çıkar:
Sözcüğün ünlüsü Türkçenin eski dönemlerinde uzun ise,
bu durumda p, ç, t, k ünsüzleri ötümlüleşerek sırasıyla
b, c, d, ğ ünsüzlerine değişir.
gök > göğ-e
çok > çoğ-u
but > bud-u 
kurt > kurd-u
uç > uc-u
güç > güc-ü
kap > kab-ı vb.
Sözcüğün
ünlüsü Türkçenin eski dönemlerinde kısa ise, bu durumda
p, ç, t, k ünsüzleri korunur:
at > at-a
bat- > bat-ı
saç > saç-ı
ip > ip-i
ok > ok-u
yük > yük-e vb.
*Bu durumun
istisnaları da vardır. Örneğin eski yut- eyleminin eski
bir türevi olan yud-um'da t ünsüzünün ötümlüleşmesine
karşın bugün bir ünlüden önce bu sözcüğün t'si konmuyor:
yut-ar
yut-acak vb.
*süt sözcüğü
bugün yaygın söyleyiş ve imlada süt-ü, süt-e biçiminde
eklenirken, eskiden uzun ünlülü olduğu için süd-ü biçimi
de görülebiliyor. *Çok heceli Türkçe sözcükler için
kural daha basittir. Bunların sonunda yer alan ç, t,
k ünsüzleri, ünlü ile başlayan bir ekten önce ötümlüleşir:
ağaç > ağac-ı
yamaç > yamac-ı
ufak > ufağ-ı
kulak > kulağ-ı
kanat > kanad-ı
geçit > geçid-i
*Yeni türevlerde
t sesi ile ilgili olarak Türkçenin bu eski ses yasasının
çok iyi işlemediği görülüyor:
konut-u
taşıt-ı
yakıt-ı vb.
*yanıt sözcüğü
çok eski olmakla birlikte, dil devriminden sonra canlandınldığı
için yeni türevler gibi ötümlüleşme kuralının dışında
kalmıştır: yanıt-ı.
Alınma Sözcüklerde
Alınma sözcüklerde durum daha karmaşıktır.
*Türkçede söz sonunda ötümlü b, c, d, g ünsüzleri bulunmadığı
için (sac "üzerinde hamur pişirilen alet", yad "yabancı",
ad sözcükleri dışında!) alınma sözcükler de büyük ölçüde
bu kurala uyarlar.
Arapça kitab > Türkçe
kitap
Arapça hesab
> Türkçe hesap
Farsça ceng > Türkçe cenk
Farsça reng > Türkçe renk
Fransızca methode > Türkçe metot
Fransızca etude > Türkçe etüt vb.
*Ancak bu
sözcükler ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında ötümlülük
yeniden ortaya çıkar:
kitap > kitab-ı
hesap > hesab-ı
cenk > ceng-i 
renk > reng-i
metot > metod-u
etüt > etüd-ü
*Bazı sözcüklerde
Türkçeleşme ileri ölçüde olduğundan, ünlü ile başlayan
bir ek aldıklarında, söz sonundaki ötümsüz ünsüz eski
ötümlülüğüne dönmez:
Arapça şabb > Türkçe
şap, şap-ı
Farsça seped > Türkçe sepet, sepet-i
Fransızca tube > Türkçe tüp, tüp-ü
*Az
sayıda Arapça, Farsça sözcükte, söz sonundaki ötümlü
ünsüzler korunmuştur:
ab "su"
hac
had
*Batı kökenli, çok heceli
sözcüklerin sonundaki g ünsüzü Türkçede yalın durumdayken
genellikle korunur, ünlü ile başlayan bir ekten önce
sızıcılaşarak ğ'ye döner:
diyalog > diyaloğ-u
fizyolog > fizyoloğ-u
antropolog > antropoloğ-a vb.
*Fransızca ve İngilizce
kökenli sözcüklerin sonundaki b ve d ünsüzleri ise,
sözcük yalın durumdayken ötümsüzleşir, ünlü ile başlayan
bir ek alınca eski durumuna döner:
Fransızca bande >
Türkçe bant, band-ı
Fransızca acide > Türkçe asit, asid-i vb.
*Sonu ötümsüz
ünsüzle biten alınma sözcüklerde kural daha basittir.
Bunlar Türkçede ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında
ötümlü ünsüzleri büyük bir çoğunlukla korunur:
hukuk > hukuk-un
evrak > evrak-ın
kaset > kaset-in
şut > şut-un
tip > tip-in vb.
*Az sayıda
alınma sözcükte Türkçenin eklenme ile ilgili ses yasası
işler ve ötümsüz ünsüzler ötümlüleşir:
sokak
> sokağ-ı
kontak > kontağ-ı
teknik > tekniğ-i
grip > grib-i
grup > grub-u
elektrik > elektriğ-i vb.
Ünsüz Türemesi
Ünsüz türemesi olayını, sözcükte ve eklenmede olmak
üzere ikiye ayırabiliriz.
Sözcükte ortaya çıkan ünsüz türemesi olaylarının bir
bölümü zaten yazı diline girmiştir ve sözcük bu biçimiyle
sözlüğe girdiği için söyleyiş ve yazıda sorun çıkmaz:
ur- > vur-
örküç > hörküç
tuç > tunç
aveng > hevenk vb.
*Bir kısım
sözcükte ise değişim yalnız ağızlarda gerçekleşmiştir
ve yazıya yansıtmamak gerekir:
is > his
kılıç > kılınç
tüfek > tüfenk
fişek > fişenk
elbet > helbet vb.
Batıdan gelen
yeni ödünç sözcüklerde y türemesi konusunda 
(piano > piyano, dialog > diyalog vb.) bkz. İMLA.
t Türemesi
Ünlü ile biten bazı Arapça ödünç sözcükler -en Arapça
belirteç ekini aldıklarında arada bir t sesi türer:
cümle-t-en
madde-t-en
ilave-t-en
idare-t-en
v
Türemesi
Yine ünlü ile biten Arapça ödünç sözcüklere nispet i'si
eklendiğinde arada bir v ünsüzü türer:
aile > aile-v-i
sene > sene-v-i vb.
y
Türemesi
Türkçede en yaygın ünsüz türemesi eklenme sırasında
yanyana gelen iki ünlünün arasında türeyen y yardımcı
ünsüzüdür.
*Yaygın olarak kaynaştırma ünsüzü denilen bu ses Türkçenin
tek yardımcı ünsüzüdür ve yanlış olarak yardımcı ünsüz
olarak adlandırılan ş, n, s seslerinin farklı açıklamaları
vardır:
*ş ünsüzü sadece ünlü ile biten sayı adlarına -ar,-er
üleştirnıe eki geldiğinde ortaya çıkar:
iki-ş-er
yedi-ş-er vb.
Burada ş'nin
yardımcı ses olduğu sanılıyor. Gerçekte ş sesi beşer
sözcüğünün yarılış çözümlenmesi sonucu (yani beş-er
yerine be-şer) ortaya çıkmış ve ünlü ile biten diğer
sayılara da eklenmiştir. Kurallı biçimlerin iki-y-er,
yedi-y-er vb. olması gerekirdi.
*n ünsüzü çeşitli durumlarda bir yardımcı ses gibi görünüyor:
bu-n-a, o-n-dan,
ev-i-n-i, kendi-n-e, anne-n-in vb.
Bu örneklerde
de yardımcı ses olarak y'nin kullanılması beklenirdi.
Ayrıca o-n-dan, tepe-si-n-de gibi örneklerde zaten bir
yardımcı sese gerek de yoktur. Buralarda görülen n sesi
Türkçenin en eski dönemlerine ait bir zamirin kalıntısıdır.
*Benzer olarak s ünsüzü de çok eski dönemlere ait bir
zamirin kalıntısıdır ve bugün sadece ünlü ile biten
adlara eklenen tekil üçüncG kişi iyelik ekinden önce
görülür:
masa-s-ı
yazı-s-ı vb.
Ünsüz
İkizleşmesi
Türkçe Sözcüklerde
Türkçe sözcüklerde, kök ve gövdede ikiz ünsüzlere çok
rastlanmaz. yassı, ıssız, anne, belli, elli, ıssız gibi
sayılı bir kaç sözcükte görülür ve zaten yazı dilinde
bu biçimleriyle yer alırlar.
*Yalnız ağızlarda görülen yeddi, sekkiz, dokkuz, eşşek,
aşşağı gibi ikizleşmeleri ise yazıya yansıtmamak gerekir.
Alınma Sözcüklerde
Alınma sözcüklerde ikiz ünsüzler çok ve çeşitlidir.
İkiz ünsüzle biten çok sayıda Arapça sözcük Türkçede
yalın durumda tek ünsüzle söylenir ve yazılır. Ancak
sözcük ünlü ile başlayan bir ek alınca ikiz ünsüz yeniden
ortaya çıkar:
sırr > sır, sırr-a
redd > ret, redd-i
hiss > his, hiss-i
hacc > hac, hacc-a
afv > af > aff-a
hall > hal, hallet-
fenn > fenn-i
hat > hat, hatt-ı
had > had, hadd-i
mühimm > mühim, mühimmat vb.
*zücaciye,
cüzam, Zelanda sözcüklerinin züccaciye, cüzzam, Zellanda
gibi ikiz ünsüzlü biçimde söylenmesi ve yazılması yanlıştır.
*Yine alerji, koleksiyon, entelektüel, kolektif gibi
batı kökenli sözcüklerin allerji, kolleksiyon, entellektüel,
kollektif biçiminde ikiz ünsüzlü olarak söylenrrıesi
yanlıştır.
Göçüşme
Bir sözcükte iki ünsüzün yer değiştirmesi olayıdır.
Bazı örnekler yazı dilimize girmiştir:
Farsça çahar yek
> Türkçe çer yek > çeyrek
Yunanca boreas > Türkçe poyraz
Edrine > Edirne
Diğer örnekler
büyük çoğunlukla yalnız konuşma diline aittir. Bunlardan
en yaygın olanları yalnız ve yanlış sözcükleridir. Bu
sözcüklerin sık sık yanlız ve yanlış biçimlerinde yanlış
söylendiği ve yazıldığı görülüyor.
Konuşma diline ait diğer yaygın göçüşme örneklerinin
bir bölümü şunlardır:
| Doğru
|
Yanlış |
| ekşi |
eşki |
| köprü |
körpü |
| perhiz |
pehriz |
| memleket |
melmeket |
| sarımsak |
sarmısak |
| bayram |
baryam |
| kibrit |
kirbit |
| yaprak |
yarpak |
| gömlek |
gölmek |
| Meryem |
Meyrem |
| kirpik |
kiprik |
| lanet |
nalet |
| öğren- |
örgen- |
| satranç |
santraç |
|