|
Atatürk, Cumhuriyet ve Türk Dili
DİL
DEVRİMİNİN AMACI
- Özleşme: (Gittikçe
öz haline getirme),
- Geliştirme ve arındırma
(Dilimize yeni girecek sözlere Türkçe karşılık bulmak
ve kullanılan yabancı kelimelerin yerine öztürkçelerini
yerleştirmektir).
- Sadeleştirme gibi genel
amaçları vardır.
Atatürk'ün yaptığı dil
devriminin sonunda işte hepimiz birbirimizle rahatça
konuşup anlaşabiliyoruz. Bir başbakanın sözünü bir köylü
ve bir profesörün dersini genç bir çocuk anlayabiliyor.
Türk Ulusu, Atatürk'den sonra böylece birbiriyle konuşur
ve anlaşır hale gelmiştir.
O halde tarihimize, dilimize
ve milliyetimize sahip çıkmak ve bunların üzerine titretmek,
gelişmelerine yardıma olarak çalışmak, Atatürk ilkelerine
sahip olmanın bir anlamını taşır.
Bu konuda dikkat edilecek
husus; kültürel ilişkilerimizi devam ettirmek durumunda
bulunduğumuz, siyasi sınırlarımız dışındaki büyük Türk
kütleleriyle anlaşabileceğimiz bir dil yapısına kavuşmaktır.
Aksi takdirde, TRT'nin Türkiye'nin Sesi Radyosundan
dünyaya Türkçe seslenen spikerini kim anlayacaktır?
Anlaşılabilir bir dil kullanılmadıkça bu kültürel bağ
nasıl korunacaktır. Kanımca bu hususa özen göstermekte
yarar ve zorunluluk vardır.
Dil devrimi,
ulusal bir kültürün gelişmesi için, ulusal bir dilin
yeniden canlandırılması prensibine dayanır. Atatürk,
Türk ulusunu ulusalcılığa ve ulusal bilince sahip kılarken,
ulusalcılığa ve ulus olabilme faktörlerinden en önemlisini
oluşturan "ulusal Türk dili" üzerinde bizzat
çalışmalar yapmaya başlamıştı.
Osmanlı döneminde ve hatta
İslâmiyet sonrası Türklük dünyasında Türk dili büyük
sarsıntılar geçirmiştir. Oysa ki, Türk ulusunun yer
küresi üzerinde yaşadığından bu yana bağımsız bir sözlü
edebiyatı, dili ve Orhun Kitabelerinden örendiğimize
göre de V. ve V. yüzyıldan itibaren de yazılı bir edebiyatı
olmuştur. Bu gerçeğe rağmen, Atatürk dil devrimini yaptığı
yıllara kadar Türk ulusu bir bütün olarak birbirleriyle
konuşup anlaşabilme olanağını yitirmiş bulunuyordu-
Okumuş-cahil ile, yönetici-halk arasında, dil birliği
tamamen yok olmaya yüz tutmuştu.
Dil devrimi, gerçekte ulusçuluk
ilkesinin tamamlayıcı bir unsuru olmuş ve halkın konuştuğu
dili esas aldığından dolayı da Halkçılık ilkesine hizmet
etmiştir. Atatürk diyor ki:
"ulusal duygu ile
dil arasındaki bağ, çok kuvvelidir. Dilin ulusal ve
zengin olması, ulusal duyguların gelişmesinde başlıca
etkendir. Ülkesini, bağımsızlığını korumasını bilen
Türk milleti, dilini ve yabancı boyunduruğundan kurtarmalıdır."
"ulusalcılığın çok
belli niteliklerinden biri dildir. Türk ulusundanım
diyen insan, her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır.
Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna
bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz ..."
"Türk milletinin milli
dili ve milli benliği, bütün hayatına hakim ve esas
kalacaktır..."
Kaynak:
Em. Tümgeneral, Olcayto, Turhan; Dinimiz ve Emrediyor,
Atatürk Ne Yaptı? "Devrimimiz İlkelerimiz",
sf: 112, 8. Baskı, Ajans- Türk, Ankara, 1998.
|